HABERLER
.:: Dargeçit'te Kadınlar Günü ::.
 Büyütmek için tıklayınız...
    Dargeçit Belediyesi tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle belediye konferans salonunda kutlama yapıldı. Saat 13.00'de belediye önünde toplanan kadınların konferans salonuna alınmasıyla başladı. Salonda kadınlara hitaben konuşma yapan Belediye Başkanı Süleyman Asan: "8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nüzü kutlamaktan mutluluk duyuyoruz. Siz cennetin ayakları altında olan kadınlar önünde eğiliyorum. Seçim dönemin de kadınlarımıza çok önem verilmesi gerektiğini belirtmiştik. Kadınlarımıza değer veriyoruz, kadınlarımızı önemsiyoruz…" şeklinde konuşmasına devam etti.
Büyütmek için tıklayınız... Büyütmek için tıklayınız... Büyütmek için tıklayınız...








    Dargeçit BDP ilçe Başkanı Fatma Duran da konuşma yaparak, konuşmasında :"Tarihin karanlık sayfalarına atılan biz kadınlar için bugün, mücadelenin ve dayanışmanın sembolü olmuştur. Demokratik Özgür Kadın Hareketi olarak kadınların 100 yılda yarattığı 8 Mart geleneğini, saygıyla selamlıyoruz. Biliyoruz ki 5 bin yıllık egemenliğin tecavüz kültürü, baskı, sömürü ve savaşlar toplumda büyük tahribatlar yarattı. Ancak bugün gelinen noktada biz kadınlar sömürüşümüzün bir kader olmadığını ve her türlü sömürüye karşı çıkıyoruz.Yaşasın 100.yılında kadın dayanışması!" dedi. Büyütmek için tıklayınız... Büyütmek için tıklayınız... Büyütmek için tıklayınız...









    Başkan kutlamaya katılan kadınlara kendi eliyle karanfiller dağıttı. Kutlamaya katılanlara yiyecek, içecek dağıtılırken, getirtilen grup ile canlı müzik keyfi de yaşatıldı. Büyütmek için tıklayınız... Büyütmek için tıklayınız... Büyütmek için tıklayınız...









    Belediye bahçesinde canlı müzik eşliğinde kadınlar halay çekti. Halaya belediye başkanı da katıldı. Kutlamaya kalabalık bir kadın kitlesinin katılması kadınların artık sessiz kalmadığını gösterdi.     (08.03.2010)
.:: TÜRKİYE AB'YE GİRMELİ Mİ?/GİRMEMELİ Mİ? ::.
 Büyütmek için tıklayınız...
    Dargeçit Lisesi Kültür veEdabiyat Kulübünün düzenlediği münazara yarışmasının 2.Etabı Vatan İlköğretim Okulu Konferans Salonunda yapıldı.Münazaranın genel akışına bakıldığında hem öğrencilerin hem de diğer izleyicilerin nitelikli,coşkulu ve doyurucu bir yarışma izledikleri görüldü.
    Tez Grubu : Genel olarak AB'ye girmemiz durumunda demokratileşme ve ekonomik iyileşme anlamında Türkiye'nin önemli mesafeler katedeceğini vurguladı.Üstünde durulan bir diğer konu da eğitim sistemindeki aksaklıklar oldu.Tez grubu AB'ye entegreyle birlikte eğitimdeki bu aksaklıkların giderileceğini iddia ettiler.
    Tez grubunun ısrarla üzerinde durduğu bir konu da Türkiye'nin AB'ye olan beyin göçü oldu.AB'ye girmemiz durumunda bu beyin göçünün önleneceğini hatta göç eden nitelikli insanların buna gereksinim duymayacaklarını belirttiler.Tez grubu özellikle ekonomi ,demokratileşme eğitim ,sanayileşme ve yaşam standartlarının yükselmesi konularına değindiler.
    Antitez Grubu: Genellikle AB'ye girmemiz durumunda kültürel yozlaşmanın olacağını,demokratileşme,ekonomi,eğitim vb. konularda gelişmenin sadece Avrupa Birliği'ne üye olmakla değil bunu Türkiye'nin kendi başına da gerçekleştirmenin mümkün olduğunu belirtti. Büyütmek için tıklayınız... Büyütmek için tıklayınız... Büyütmek için tıklayınız...








    Antitez grubu; tez grubunun AB'ye girmemizle kültürel yozlaşma ve dejenerasyon tehlikesi yaşanacak iddiasına karşın dile getirilmiş olduğu "Biz kendi kültürümüzü kaybetmeyeceğiz ,biz kendi kültürümüzle onları etkileyebiliriz." şeklindeki sözylemlerine "Her zaman büyük balık küçük balığı yutar" şeklinde cevap verdiler.
    Sonuç olarak yarışmayı Avrupa Birliği'ne girmememiz gerektiğini savunan Antitez grubu kazandı.     (07.03.2010)
.:: TRAKTÖR DEVRİLDİ: 1 ÖLÜ ::.
 Büyütmek için tıklayınız...
    Temelli Köyü'nde Nuri Seyhan'ın kullandığı traktör devrildi. Kazada oğul Abdulsamet Seyhan hayatını kaybetti.
    Temelli Köyünden Nuri Seyhan oğlu Abdulsamet Seyhan'la tarlaya gümre serpmek için traktörle giderken Karabayır ile Temelli köyleri arasına traktörün devrilmesi sonucu oğul Abdulsamet Seyhan (6) traktör altında kalarak hayatını başlatıldı.
    Kaza 16 Şubat saat 16.00 sıralarında oldu. Baba Nuri Seyhan ise kazadan yara almadan kurtuldu. Kaza ile ilgili soruşturma açıldı.     (16.02.2010)
.:: AKP İLÇE BAŞKANLIĞINA MOLOTOF KOKTEYLİ ATILDI ::.
 Büyütmek için tıklayınız...
    Dargeçit ilçesinde AK Parti İlçe Başkanlığı'na molotof kokteyli atıldı. Olayda bina ufak çapta hasar gördü.
    Akşam saat 20.00 sıralarında meydana gelen olayda; PKK lideri Abdullah Öcalan'ın 15 Şubat 1999'da Türkiye'ye getirilişinin yıldönümü nedeniyle Dargeçit'te bir araya gelen bir grup, yaptıkları izinsiz gösteri ile 15 Şubat'ı protesto etti. Eylemci grup içinde yer alan başka bir grup Midyat Caddesi Kuyumcular Çarşısı'nda AK Parti İlçe Başkanlığı binasına molotof kokteyli attı. Saldırı sonrası çıkan küçük çaplı yangına vatandaşların yardımı ile müdahale edilirken yangın büyümeden söndürüldü.
    Güvenlik güçleri olay yerine gelerek, eylemcilere müdahalede bulundu. Bunun üzerine izinsiz gösteri yapan zanlılar ara sokaklara kaçtı.     (13.02.2010)
.:: ILISU BARAJI YOLUNDA KAZA 1 ÖLÜ ::.
 Büyütmek için tıklayınız...
    Ilısu baraj yolu üzerinde Yoncalı Köyünden Dargeçit ilçesine gitmekte olan 72 DC 205 plakalı minibüs kaza yaptı.
    1 ölü, 1 yaralı.
    Sabah 8 sıralarında Yoncalı (Zivinge) köyünden Dargeçit İlçesine doğru yola çıkan minibüs yolun toprak kayması sonucu kötüleşen yolda kaza yaptı. Kazada Yolcu Ramazan DEMİRBAĞ (62) hayatını kaybetti.
    Ramazan DEMİRBA, hasta olan kızını Dargeçit'teki hastaneye getirmek için minibüs tutmuştu.
    Ramazan DEMİRBAĞ'ın hasta olan Kızı isehafif yaralandı. Şoför Kamuran ARMAN ise kazadan yara almadan kurtuldu.     (26.01.2010)
.:: Köye Dönüş Projesi/Pişmanlığı ::.
 Büyütmek için tıklayınız...
    Dargeçit'te 20 yıl önce kan davası ve güvenlik gerekçesiyle boşaltılan Dargeçit İlçesi'ne bağlı Baysun (Dinare) köyüne geri dönüş yapan vatandaşlar, ilkel şartlarda yaşam mücadelesi veriyor.
    Devlet yetkililerinin tavisiyesi üzerine köylerine dönenler, bir yıl boyunca çadır ve mağarada yaşadı. Elektrik tesisatı ile su şebekesinin olmadığı köyde, insanlar kuyulardan ipe bağlı kovalarla çektikleri suyu içiyor. Okul ve sağlık ocağının bulunmadığı köyde, çocuklar eşek sırtında okula gidiyor. Gece karanlık çöktüğünde kurtların istilasına uğrayan köylülerin yardım taleplerine ise kaymakamlık ve valilik hala bir yanıt vermedi.
    Cehenem Deresi olarak bilinen bölgede bulunan Baysun Köyü, 1990’lı yıllarda kan davası ve güvenlik nedeniyle boşaltıldı. Köyde yaklaşık bin kişiden oluşan 150 aile İstanbul, Nusaybin ve Dargeçit başta olmak üzere, çevre il ve ilçelere göç etmek zorunda kaldı. Göç ettikleri yerlerde işsizlik ve ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalan ailelerden 22’si, geçen yıl hükümetin geri dönüş projesi kapsamında büyük bir umutla köylerine döndü. Köylüler, valiliğin geri dönüş yapmaları durumunda ekonomik destek ve altyapı sorunlarının giderecekleri yönündeki sözlerin ise yerine getirilmediğini ileri sürdü.
    Çadır ve Mağarada yaşam
    Şu an 90 kişiden oluşan 22 aile, çadır ve mağara tabir edilen oyuklarda yaşıyor. Elektrikli cihazların kullanılamadığı köyde, akşamları aydınlatma ise gaz lambası ve mumla yapılıyor. İçme suyu şebekesi olmayan ve köyün yakınındaki su pınarı da kuruyan köylüler, su ihtiyaçlarını ise yağmur suyu birikintilerinden ve kuyulardan sağlıyor.
    Kendilerine verilen hiçbir sözün yerine getirilmediğini belirten köy sakinlerinden Beşir Can şunları söyledi:
    “Devletin çağrısına uyduk geri geldik ama karşılaştığımız manzara ve sorunlar bizi canımızdan bezdirdi. Tüm imkansızlıklara rağmen bir yıldan beri köyümüzdeyiz. Bir yıl geçti ama hala bir evimiz yok. Bize kömüze dönmemiz halinde köy yolunun yapılacağını, elektrik çekileceğini, su probleminin çözüleceğini, tarlamıza ekmek için tohum verileceği, evlerin onarımı için çimento, kum ve briket yardımı yapılacağı ve evimizde beslememiz için hayvan yardımı yapılacağı söylendi. Bunların hiç biri yerine getirilmedi. Bugüne kadar hep tarlalardan bir patika yol yaparak gidip geldik. Köyde ilk önce çadır kurduk, çadırlarımız yağmur ve rüzgara dayanamayıp çökünce, mecburen mağaraya geçtik. Akşamları gaz lambası altında yaşamımızı sürdürüyoruz. İçecek suyumuz yok, oyuklarda biriken yağmur suyunu içiyoruz. Elektrik yok, yol yok, su yok, geçimimizi sağlayacağımız olanak yok. Okula gitmesi gereken çocuklarımızı okula götüremiyoruz.”
    'Tekrar göç ederiz'
    Köylülerden Mehmet Emin Aslan da, köyün boşaltıldığı dönemde evlerin yıkıldığını, elektrik ve içme suyu şebekesinin tamamen tahrip edildiğini anlattı. Köye geri dönüş yaptıktan sonra hiç kimseden destek göremedikleri için adeta bütün köyün açlığa mahkum edildiğini ifade eden Aslan, sorunun çözümü için valilik ve özel idareye yaptıkları başvuruların ise sonuçsuz kaldığını kaydetti. Durumun devam etmesi halinde köyü tekrar boşaltmak zorunda kalacaklarına işaret eden 7 çocuk babası Aslan şöyle konuştu:
    “2 çocuğum üniversiteye, 5’i ilköğretim ve liseye gidiyor. Nusaybin İlçesi’nde akrabalarım var, çocuklarım okula gitmek için onların yanında kalıyor. Köyde kalan çocukların durumu ise çok perişan. 10 kilometre uzaklıktaki bir köyün okuluna eşeklerin sırtında gidiyorlar. Yağmur yağınca çamur deryası içinde kalıyoruz. Devlet yetkilisi gelsin, eğer bir saat kalabilecekse o zaman biz hayatımızdan şikayetçi olmayız. 6 metrekarelik çadırı, banyo, mutfak, oturma ve yatak odası olarak kullanıyoruz.”
    Köyde yaşayan lise öğrencisi Abdulgafur Demir ise, karanlık çökmesiyle birlikte aç kurtların köye indiğini ve bu yüzden dışarı bile çıkmadıklarını söyledi.     (18.01.2010)
.:: Fındık İşiyle Gelen Aşk ::.
 Büyütmek için tıklayınız...
    Çalışmak için geçtiğimiz yıl Ekim ayında Dargeçit'in Altıyol köyünden Düzce'nin Akçakoca ilçesi Kurukavak köyüne giden 20 yaşındaki genç kız Ayhan Ak, gönlünü fındık tarlasının sahibi Hikmet Nefes isimli gence kaptırdı. Birbirlerini seven biri Kürt diğeri Türk gençler evlenmeye karar verdi.
    Fındık tarlasında tanıştığı Ayhan Ak'a aşık olan tarla sahibi 25 yaşındaki Hikmet Nefes, Ayhan Ak ile evlenmeye karar verdi. Babası olmadığı için durumu köy muhtarına bildiren Hikmet Nefes, köy muhtarı Hasan Ceylan ile birlikte Dargeçit'e geldi. Ayhan Ak'ın köyü olan Dargeçit ilçesi Altıyol köyüne giden Nefes ve muhtar Hasan Ceylan, Ayhan'ı babası Necip Ak'tan istedi.
    TÜRK VE KÜRT GENÇLER
    Kendi aralarında söz kesen Ak ve Nefes çifti hafta sonu dünyaevine giriyor. Kızını uzaklara göndermenin burukluğu ve üzüntüsünü yaşadığını belirten Ayhan Ak'ın babası Necim Ak, "Kızım hayat arkadaşını fındık tarlasında buldu. Gençler birbirlerini sevdi. Damat, kızımı sevdiği için buralara kadar gelip medeni cesaretini gösterip benden kızımı istedi. Ben de evlenmelerine rıza gösterdim. Seven iki genci birleştirdim. Allah onları mesut etsin. Biri Türk diğeri Kürt yuva kuracak. Bundan büyük bir mutluluk bulamıyorum." dedi.
    KÖYDE 10 TANE KÜRT GELİN VAR
    Doğu ve batının kaynaşmanın en güzel örneğini bir kez daha yaşadıklarını belirten Düzce'nin Akçakoca Kurukavak köyü muhtarı Hasan Ceylan, açılımın gündemde olduğu bu günlerde aile büyükleri olarak Nefes ailesine öncülük ettiğini söyledi. Ceylan, "Hikmet Nefes'in babası olmadığı için köyün büyüğü olarak durumu bana anlattı. Fındık tarlasında çalışan kıza aşık olduğunu ve onunla evlenmek istediğini söyledi. Ben de damat ile birlikte Dargeçit'e gelip kızı istedik. Şu anda köyümüzde 10 tane Kürt gelin vardır. Kürtlerle bin yıldır birlikte yaşıyoruz. Oldukça huzurlu ve mutlu hayatlarını sürdürüyorlar. Buradaki halkın samimiyeti ve hoşgörü ortamı bizi mutlu ediyor. Ayrıca bu kardeşlik ve akrabalık ilişkisine bir yenisini daha katmanın mutluluğu içerisindeyiz." Dedi.
    FINDIK TARLASINDA TANIŞTI
    Damat Hikmet Nefes ise şunları söyledi: "Ayhan Ak ile geçen Ekim ayında fındık tarlasında tanıştım. İlk görüşte aşık oldum. Durumu kendisine anlattım. O da beni sevdiğini söyledi. Ben de kızı istemek için köyün muhtarına gittim. Sağ olsun muhtar beni kırmadı. Dargeçit'e kadar gelip kızı bana istedi. Çok mutluyum. Yuva kuracağım. Kürt bir ailenin damadı olmaktan, annesine anne, babasına baba demekten gurur duyuyorum. Birbirimizi çok sevdik. Mutlu olacağımıza inanıyoruz. Açılımın gündemde olduğu bu günlerde, böyle bir projeye öncülük etmekten dolayı da çok mutluyum." Hikmet Nefes ve Ayhan Ak hafta sonu Düzce'nin Akçakoca ilçesi Kurukavak köyünde yapılacak düğün ile dünyaevine girecek     (18.01.2010)
.:: Münazara:"Ilısu Barajı Yapılsın mı?" ::.
 Büyütmek için tıklayınız...
    Dargeçit'te Dargeçit Lisesi tarafından münazara yapıldı. Vatan İlköğretim Okulu konferans salonunda yapılan münazara Dargeçit Lisesi'nin öğrencilerince gerçekleştirildi.

    Münazara konusu "Ilısu Barajı Yapılsın/Yapılmasın" oldu. Münazaraya yoğun bir ilginin olduğu gözlendi. Oturulacak yer bulamayanlar ayakta dinledi. Münazara sonucunda antitez grubu yani " Ilısu Barajı Yapılmasın" tezini savunan grup kazandı. İlçemizde etkinlik açısından güzel bir gelişme olduğu kadar, öğrencilerimizin bu şekilde aktif olma,fikir yürütme ve etkinliklere katılmaları açısından son derece önemli bir münazara oldu. Büyütmek için tıklayınız... Büyütmek için tıklayınız... Büyütmek için tıklayınız...









Münazaradan Notlar
Tez Grubu:
  • Önümüzde akıp giden Dicle nehrinden faydalanalım,öylece boşu boşuna akıp gitmesin.
  • Baraja karşı çıkanların karşı çıkma nedenleri medeniyetimizin olumsuz etkileneceğini düşünmeleridir. Ancak size soruyoruz üzerinde yaşanılamayan bir medeniyet ne içindir. Medeniyet olarak gösterilen yapılar, sokaklar çöplerden, bakımsızlıktan geçilmiyorsa o medeniyet neye yarar.
  • Bölgemizin ekonomik gelişimine katkı yapacak projelere "Hayır" dememeliyiz.
    Antitez Grubu:
  • Barajın getirecekleri tartışılmazdır, ancak götürecekleri düşünülürse getirecekleri anlamsız kalıyor.
  • Bankanın kurulması, Midyat- Dargeçit yolunun yapılması barajın olumsu birkaç sonucu olarak gösterilemez. Bunlar bize çok daha önceden verilmesi gereken hizmetlerdir.
  • Var olan doğal güzelliklerin yerine yapay güzellikler istemiyoruz.     (15.01.2010)
  • .:: Geleceğin Başbakanı Dargeçit'ten mi? ::.
     Büyütmek için tıklayınız...
        Büyük Anavatan Partisi Genel Başkanı Emanullah Gündüz bir Dargeçitlimiz.
        Geçtiğimiz aylarda Büyük Anavatan Partisini kurarak genç yaşta siyaset hayatına atılan Büyük Anavatan Partisi Genel Başkanı Emanullah Gündüz ve Genel Başkan Yardımcısı Muhammet Işık'ı tanıyalım.

        Selçuk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Kamu Yönetimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Emanullah Gündüz geçtiğimiz aylarda kurduğu Büyük Anavatan Partisi Genel Başkanı sıfatıyla sitemize haber olmuştur. Gündüz, “Ben siyasete çok küçük yaşlarda ilgi duymaya başladım. Daha önce AK Parti ve Demokrat Parti’nin gençlik kollarında çalıştım. Ancak Hüsamettin Cindoruk’un Demokrat Parti’nin başına geçmesiyle bu görevi bıraktım. Ben 2030 kuşağı başbakan aday adayı olarak yola çıktım. Benim partim tamamen gençlerden oluşuyor. Çünkü gençlerin parti gençlik kollarında boş yere çalışmasını istemiyorum. Bizim parti olarak bir ideolojik tarafımız yok. Herkes partimizde olabilir” dedi.

        EMANULLAH GÜNDÜZ KİMDİR?
        1987 yılında Mardin Dargeçit’te doğan Gündüz 2004 yılında Konya’ya geldi. Zeki Özdemir Lisesi’ni bitirdikten sonra Selçuk Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümünü kazandı. AK Parti ve DP gençlik kollarında çalışan Gündüz siyasete lise yıllarında ilgi duymaya başladı. Şimdi de kurduğu Büyük Anavatan Partisi’nde siyasi yaşamını sürdürüyor.     (07.01.2010)
    .:: Taraf Gazetesi Yazarı Dargeçit'e! ::.
     Büyütmek için tıklayınız...
        Dargeçit Eğitim Sen Temsilciği tarafından Demokrasi ve İnsan Hakları Haftası dolayısıyla, konferans düzenlendi. Konferansa Taraf Gazetesi Yazarlarından Rasim Ozan KÜTAHYALI ve Dilan KAPLAN Davetliydi. Kütahyalı'nın son anda uçağı kaçırmasından dolayı konferansa konuşmacı olarak sadece Hilal KAPLAN katıldı.

        Konferans saat 12.30 da Vatan İlköğretim Okulu konferans salonunda yapıldı. Konferansa katılım beklenildiğinden azdı. Bunu sebepleri olarak bizlere Taraf Gazetesinde atılan manşeti ve DTP'nin kapatıldıgı akşam ilçenin Safa mahallesinde polise tas atma olayından dolayı vatandaş konferansa katılma konusunda tedirgindi. Konferansa katılım bu nedenle beklenenden azdı. Büyütmek için tıklayınız...

        Hilal KAPLAN : konusmasında ; "DTP kimlik siyaseti yapıyor ama, devlet de kimlik siyaseti yapıyor. " diyerek sözlerine başladı.

        KAPLAN : "Muhalefet devleti yönlendirme konusunda cok ıyı bır sıyaset yapıyor .AKP'nin yaptıgı tek ıyı sey ülkedeki demokrasi yolunu açmasıdır ." dedi. Konusmasına devam eden KAPLAN; "Bir halkın bütün yolları kapatılıyorsa o halkın şiddete basvurmasını anlaya biliyorum."dedi. Büyütmek için tıklayınız...

        KAPLAN : Taraf Gazetesinin manşetini görunce ilkindim, acaba Kürt halkı bu manşete nasıl bakıyor diye düşündüm.
        Kaplan, DTP nın açılım konusunda Abbdullah ÖCALAN'ı göstermesi konusundaki fikrini söyle berirtti."Barıs yapılacaksa savas ile ölçüşmüş bırının üzerinden yapılmasından yana degılım. DTP'nin temsilci olarak ÖCALAN'ı göstermesi DTP'nın üstünü çizdirdi. Bu DTP'yi PKK'lastırıyor.


    Büyütmek için tıklayınız...
        KAPLAN : "AKP homojen bir parti degil, Cemil ÇİÇEK te var ,Bülent ARINÇ ta var. Şiddet olayları ARINÇ gibilerın ağzını kapattı,Cemil ÇiÇEK gibilerin ise ağzını acan bir durum yaptı. Böyle durumlar da kürtlere zarar verıyor. Kürt halkı ile Türk halkının yaptıgı bir görünmüyor. Kürt tarafı yapınca barbarlar deniliyor. Türkler yapınca bişey olmamıs gıbı gösterıliyor. " dedi.     (12.12.2009)
    .:: Taraf Gazetesi Yazarları Dargeçit'e! Geliyor ::.
     Büyütmek için tıklayınız...
        Dargeçit Eğitim-Sen Temsilciliği, İnsan Hakları Haftası münasebetiyle “İnsan Hakları ve Demokratikleşme” konulu konferans düzenliyor.
        12 Aralık 2009 Cumartesi günü saat 12:00' de Dargeçit Vatan İlköğretim Okulu Konferans Salonunda düzenlenecek etkinliğimize bütün Dargeçit halkı davetlidir.
        Konferansa konuşmacı olarak Taraf gazetesinden Rasim Ozan KÜTAHYALI ile Hilal KAPLAN katılacaktır.     (04.12.2009)
    .:: Silopi Kayıpları Dargeçit'te mi? ::.
     Büyütmek için tıklayınız...
        Dargeçit'te askerlik yapan bir tanık Silopi kayıplarının Dargeçit'te gömüldüğünü ileri sürdü. Görgü tanığının ifadesi üzerine savcılık Dargeçit ilçesindeki iki ayrı mezarlıkta kazı yapılmasına karar verdi. Savcılık mezarların açılması yönünde karar alınken her iki mezarlıktan alınacak numuneler DNA testi için İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gönderilecek.

        25 Ocak 2001 tarihinde, Silopi Jandarma Karakolu'na ifade vermeye gittikten sonra kendilerinden bir daha haber alınamayan Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz'in kaybolmasına ilişkin geçtiğimiz günlerde yeni gelişmeler yaşandı. O dönemde Dargeçit'te askerlik yapan bir tanık, kaçırılan Tanış ve Deniz'in Dicle Nehri kıyısında infaz edildiğini ve cenazelerinin Dargeçit Çelik Jandarma Karakolu'na getirildiğini ileri sürdü. Söz konusu tanık, İlçe Başkanı Tanış'ın cenazesinin gece geç vakitlerde askerlerin denetiminde Mıcı Sefa Mezarlığı'na gömüldüğünü, ilçe yöneticisi Deniz'in cenazesinin ise Çelik Jandarma Karakolu karşısındaki Çelik (Çêlik) köyü yakınlarına gömüldüğünü iddia etti. Tanığın anlattıkları doğrultusunda harekete geçen aileler, önce soruşturmayı yürüten Silopi Cumhuriyet Savcılığı'na, dün de mezarların açılması için Dargeçit Cumhuriyet Savcılığı'na müracaat etti. Büyütmek için tıklayınız...

        HADEP Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış ile ilçe yöneticisi Ebubekir Deniz'in öldürülerek Dargeçit'e gömüldüğüne ilişkin konuşan bir asker tanığın beyanları doğrultusunda ilgili yerin kazılması için aileler, Dargeçit Savcılığı'na bir hafta önce başvurdu. Kayıpların cesetleri bulunamadığı için olay, bugüne kadar kayıtlarda cinayet olarak geçmiyordu. Dönemin resmi makamları, Tanış ve Deniz'i kaçmış veya kayıp olarak gösterdiği için sorumlular yargılanamıyordu. Cesetlerin bulunması halinde ailelerin yıllardır çocuklarını öldürmekle suçladığı Levent Ersöz'ün yargılanmasının yolu açılacak. Büyütmek için tıklayınız...

        'Silopi kayıpları' olarak bilinen Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz, terörün tamamen durduğu 2001 yılında gözaltına alındıktan sonra asit kuyuları ile gündeme gelen BOTAŞ karakolunda kaybolmuştu. Tanış ve Deniz aileleri, çocuklarının gözaltında kaybolmasından o dönemde 'Sarı Levent' lakabıyla anılan Şırnak İl Jandarma Alay Komutanı Albay Levent Ersöz ve yerel askerî yetkilileri sorumlu tutmuştu. Silopi Savcılığı, 'gizlilik' kararı alarak iki yıl boyunca soruşturmayı yürüttü. Diyarbakır DGM ise delil yetersizliğinden dolayı takipsizlik kararı verdi. Tanış ve Deniz'in davası 2001 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşındı. AİHM'ye yapılan başvuruda Levent Ersöz, Silopi İlçe Jandarma Komutanı Süleyman Can, Alay Komutanlığı İstihbarat ve Sorgu Birimi'nde görevli Taşkın Akgün, jandarma istihbarat görevlileri Selim Gül ve Veysel Ateş hakkında kamu davası açılması talebinde bulunuldu. AİHM, 2 Ağustos 2005'te verdiği kararda Tanış ve Deniz'in kaybolmalarından kamu makamlarını sorumlu tutarak, Türkiye'yi 172 bin Euro tazminat ödemeye mahkûm etti. Kayıpların aileleri, AİHM kararından sonra yeniden şikâyetçi oldu, ancak sonuç alamadı. Aileler, Ergenekon davasına müdahil olmak için de başvuruda bulunmuştu.     (03.12.2009)
    .:: 3 Bin Aileye 3 Bin Ton Kömür Yardımı ::.
    Büyütmek için tıklayınız...
        Dargeçit Kaymakamlığı ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV) fakir ailelere 3 bin ton kömür yardımında bulundu.
        Dargeçit Kaymakamlığı'nca yapılan kömür yardımı ilk defa köylülere de dağıtıldı. Dargeçit Kaymakamı ve SYDV Başkanı Oğuzhan Bingöl, her yıl düzenli olarak yapılan kömür yardımının bu yıl da sürdüğünü belirtti. Kaymakam Bingöl, "Her yıl düzenli olarak vatandaşlarımıza kışlık yakacak olarak kömür yardımında bulunuyoruz. Bu yıl 3 bin ton kömürü 3 bin aileye dağıtıyoruz. Geçen yıllara göre bin ton fazla dağıttık. İlk defa köylerimizde bulunan vatandaşlarımıza kömür dağıttık. Devletimiz her zaman

        vatandaşımızın yanındadır. Kesinlikle bu yardımlara siyasi malzeme olarak bakılmamalıdır. Bu devletin vatandaşa olan bir yardımıdır" şeklinde konuştu.

        Kömür yardımlarını alan vatandaşlar yardımlardan dolayı çok mutlu olduklarını belirterek, Kaymakamlığa teşekkür ettiklerini söylediler.     (23.11.2009)
    .:: Aşı oldu, Hastanelik oldu ::.
    Büyütmek için tıklayınız...
        Dargeçit hastanesi müdürü İsmail Gün domuz gribi aşısı olduktan sonra yüksek ateş sonucu geçen gün Mardin Devlet Hastenesi'ne acil olarak sevk edildi. Mardin Devlet Hastanesi'nde bir süre tedavi gören İsmail Gün'ün durumunun iyiye gittiği öğrenildi.

        Hastane müdürümüzün domuz gribi olup rahatsızlanması biz vatandaşları aşı konusunda tedirgin etti. Olayla ilgili hastane çalışanlarının ve çevrenin sessiz kalması ve saklar gibi konudan bahsetmemesi düşündürücü...     (21.11.2009)
    .:: Dargeçit'te Kermes ::.
    Büyütmek için tıklayınız...
        Dargeçit'te öğrenim gören öğrenciler yararına kermes açıldı. ‘Bahattin bey okuma salonu’ tarafından ihtiyaç sahibi öğrenciler yararına kermes düzenlendi.

        Midyat Caddesi üzerinde düzenlenen kermesin açılışını, Dargeçit Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Eser Seyhan gerçekleştirdi. Açılışta kısa bir konuşma yapan Seyhan, ilk defa Dargeçit’te öğrenciler yararına kermes düzenlendiğini vurgularken, bu tür sosyal içerikli çalışmaların desteklenmesi gerektiğini söyledi. Dargeçit ESO Başkanı Seyhan; “Kurban bayramı öncesi fakir ve yardıma muhtaç öğrencilerin faydasına düzenlenen kermesin hayırlı olması diliyorum. Cehalet ancak eğitim ve temiz ahlakın artması sayesinde gerçekleşir.” şeklinde konuştu.

        Kermes komitesi başkanı Murat Kenç ise konuşmasında, ilçede okuyan öğrencilerin oldukça zeki olduklarını ve bu öğrenciler arasında bazı öğrenciler maddi sıkıntılar yüzünden büyük problem yaşadıklarını vurgularken, eğitim sevdalıları olarak bu sıkıntılarını en aza indirmek ve imkânımız dâhilinde yanlarında olmak istediğimiz göstermek için bu kermesi düzenlediklerini belirtti.

        Ev hanımlarının el emeği göz nuru dökerek hazırladıkları birbirinden güzel yiyecek ve tatlıların yanı sıra el örgülerinin sergilendiği kermes 3 gün açık kalacak.     (20.11.2009)
    .:: Kaymakamlıktan Kız Öğrencilere Destek ::.
    Büyütmek için tıklayınız...
        Mardin'in Dargeçit Kaymakamı Oğuzhan Bingöl, okula gönderilmeyen 50 kız çocuğunu okullu yaptı.

        Kalacak sorunu yaşayan 50 kız öğrenci için YİBO' da kalmaları sağladı.

        Kaymakam Bingöl, ilçe merkezi ve köylerde, okul çağında olup okula gönderilen çocukların tespiti için çalışma başlatarak, okul çağındaki kız çocuklarının sorunlarını çözerek gerekli çalışmayı başlattı.

        Okul çağında olan 50 kız çocuğunu tespit eden Kaymakam Bingöl, beraberindeki 2 bayan öğretmenle tek tek aileleri ziyaret ederek, onları çocukların okullaşması konusunda ikna etti.

        Kız çocuklarının Gazi YİBO'da kalmaları için barınma sorunlarını çözdü. Dargeçit’te çeşitli okullarda okuyan kızların kaydını yapan Kaymakam Bingöl, ''Kız çocuklarının eğitimi için elimizden geleni yapıyoruz. Cehaleti ancak eğitim ile çözeriz.'' dedi.     (17.11.2009)
    .:: 2 Can Bir İnek Uğruna Gitti ::.
    SAdiye Arslan... Sadiye ve Mevlüdenin ayakkabıları... Mevlüde Arslan...










         Sel Olayı Nasıl Oldu: Büyükbaş hayvan otlatma sırası Arslan ailesine gelmişti, çünkü onlarında otlatmaya gönderdikleri bir inekleri vardı. Okulun tatil olmasından dolayı Mevlüde ve Sadiye hayvanları otlatmak için sabah 6 da vatandaşların getirdikleri hayvanlarını otlatmaya götürdü. O sırada hava yağışlı değildi. Havanın yağışlı olmamasından otlatmada sakınca yoktur diye düşünülmüş. Saat 10 civarlarında yağışların bastırması ve otlatmaya götürülen hayvanların şehre döndüğünü gören baba çocuklarını merak edip onları yağışlı havada aramaya gider. 1 saat aramasına rağmen bulmaz ve geri döner. Ardından çocuklarını çok merak eden anne baba bu sefer beraber çocuklarını aramaya giderler. Arama sonucunda anne Delal kızı Mevlüde'yi derede boğulmuş şekilde çamur içinde ölü bulur. Mevlüde'nin yanında kalan anne ağlamaktadır ve diğer yandan baba kızları Sadiye'yi aramaya devam etmektedir ve Sadiye de Mevlüde'den 100 metre ötede derede ölü bulunur. İki kızını kaybeden aile acılar içinde dere kenarından geçen Kılavuz Beldesi yolu üzerinden geçen bir arabayı durdurarak durumu bildirir ve arabadakilerin yetkilileri aramasıyla olay duyurulur. Büyütmek için tıklayınız... Büyütmek için tıklayınız... Büyütmek için tıklayınız...










         Anne: Delal ARSLAN 48 yaşındadır. Ayaklarından sakat olan anne yürümekte zorluk çekmektedir. Evde çocuklarına ve tek olan ineklerine bakmaktadır.

         Baba: Çaçan ARSLAN 1935 doğumlu, 74 yaşında. Baba eskiden kılavuz beldesinde koruculuk yapıyor ancak yaşından dolayı silahı elinden alınıyor. İşsiz kalan baba çocuklarına bakabilmek ve iş için 4 ay önce Dargeçit ilçesine taşınmıştı. Geldiği Dargeçit ilçesinde de iş bulamamış ve halen işsizdir. Koruculuktan dolayı baba aylık 280 tl almaktadır. Arslan ailesinin 280Tl'den ve bir ineklerinden başka geliri yoktur.

         Kızların Okul Durumu: Sadiye Arslan'nın sınıf öğretmeni Zeynep Beyza Kürreci ile görüştük. Öğretmeni sadiye'nin sınıfın çalışkanlarından olduğunu, başarılı bir öğrenci olduğunu belirtti. Ayrıca sınıf arkaşlarınca çok sevilen, birlikte sürekli oyunlar oynadıklarını ve sadiye arkadaşlarını kaybettikleri için çok üzgün durumda olduklarını belirtti. Sınıf arkadaşları Sadiye'nin sınıfta olamayışından dolayı ilk dersler ders yapmakta zorlanmışlar.Ayrıca okulda açılan SBS kursuna Sadiye kayıt olmak ve kaynaklar alarak sbs'ye hazırlanmak istiyordu. Maddi imkansızlıktan dolayı sbs kursuna başlayamamıştı. Öğretmenleri onun sbs kusuna başlaması ve sbs hazırlık kitaplarına sahip olması için tam da fikir ve çalışmalar yürütürken Sadiye öğretmenlerinin arasından ayrıldı gitti. Sadiye'nin sınıf arkadaşlarından biri de kız kardeşi Berivan'dır. Berivan kardeşinin vefatından dolayı okulda yoktu.

         Ayrıca okul müdür yrd. Siraç Bey de gerek eski öğrencileri Mevlüde için gerekse Sadiye için "Okulumuzdaki örnek öğrencilerdendi. Efendi, ahlaklı ve başarılı öğrenciler olarak bilinirlerdi." dedi.

         Ailenin Ekonomik Durumu: Yazın okullar tatil olduğunda baba ailece çocuklarıyla beraber fındık toplayamaya Karadeniz taraflarına gitmektedir. Kışın da büyük kızlarından Dilber Arslan'da (20) okula gitmeyip Nevşehir dolaylarında patates toplama gitmektedir. Yani evin tek çalışanı Abla Dilber'dir. Diğer kardeşleri onun sayesinde okuyabilmektedirler.

         Evleri: Evleri Kılavuz Beldesi tarafında ilçenin çıkışındaki son evdir. Yol ve su gitmeyen evin kapı ve pencereleri yoktur. Sadece bir odada pencere ve kapı vardır. Ev boyasız, yarım yamalak bir evdir.

         Notlar: Baba iki evlilik yapmış. Sele kapılan çocuklar ikinci evlilikte Delal Arslan'ın çocuklarıdır. Diğer üvey anne ve çocukları İstanbul'a taşınmışlar. İstanbul'da kirada kalıyor, ekonomik durumları kötüdür. İstanbul'daki üvey anne ve çocukların buradakilerle pek ilişkisi kalmamıştır. Üvey annenin 1 kız, 2 erkek çocuğu vardır.

         Delal Arslan ise 5 kız,1 erkek çocuk sahibidir. Kerime (evlidir)(22), Dilber (20), Ziynet(18), Mevlüde (16), Sadiye(12) Berivan (11) Hamza (9) yaşlarındadır.
         " Kapıdaki ayakkabı resmi Mevlüde ve Sadiye'ye ait ayakkabılarındır.
         " Anne taziye için gelen kızlarının sınıf arkadaşlarını Sadiyem!... Mevlüdem!... Diye ağıtlarla acısını dağıtmaktadır.
         Tüm bu bilgileri baba, anne, ve İstanbul' dan gelen üvey Abi Turan Arslan(31) ve dayıları Şemsettin Arslan vermiştir.     (09.11.2009)
    Büyütmek için tıklayınız... Büyütmek için tıklayınız... Büyütmek için tıklayınız...
    .:: Kerboran'da Sel 2 Can Aldı ::.
    Büyütmek için tıklayınız...
         Kerboran'da Çaçan ailesi olarak bilinen kılavuzluların çocukları Mevlüde Aslan(16) ve Sadiye Aslan (12) hayvanları otlatmak için ilçeden geçen kılavuz yolu kenarındaki dere yatağı çevresine giderlerken aşırı yağış ve dolu nedeniyle sele kapıldılar.

         Saray mahallesindeki hayvanları sırayla hergün bir hayvan sahibi görüyor. Bu gün hayvanları otlatma sırası Çaçan ailesindeydi. Hava 3 gündür çok kötü. Sık sık büyük yağışlar oluyor, ilçe merkezi sulardan geçilmiyordu. Buna ragmen bu çocuklar hayvan otlatmaya gönderildi ve acı haber geldi. Büyütmek için tıklayınız...

         Hayvanlarını otlatırken bastıran yağışlardan dolayı hayvanlarını toplayıp eve dönmek isteyen iki kardeşten küçüğü olan Sadiye derenin kenarında dereye kapıldı. Kız kardeşini kurtarmak isteyen abla Mevlüde de maalesef dereye kapılır ve ikisi de selin sularında boğulur.
         Olaydan sonra olay yerine hayvanların eve dönmesi ve kızlarının dönmemesi üzerine şüphelenen anne ve babalarının kızlarını aramasıyla ortaya çıktı. evlerinden 1km uzaklıktaki dere kenarında önce küçük kızı boğulmuş olarak dere kenarında bulurlar. Ardından ardından yetkililere haber verilerek yapılan aramalarda abla Mevlüde'nin de cesedine ulaşıldı.

    Büyütmek için tıklayınız...
         iki kız kardeş hastanede doktorlar tarafından yapılan incelemelerden sonra saray mahallesindeki seyitler mezarlığına akşama dogru defnedildiler.

         Sadiya Aslan Missak-ı Milli İlköğretim okulu 6/B sınıfı öğrencisiydi. Mevlüde Aslan ise Kız Meslek Lisesi 1.sınıf öğrencisiydi.     (01.11.2009)
    Büyütmek için tıklayınız... Büyütmek için tıklayınız... Büyütmek için tıklayınız...








    Tüm Haberler