.:: Evinen Rezan ::.
Aslın Kerboranlı olan Evinen Rezan ekibi ve arkadaşlar tarafından Kürt müziği üzerine söyleşi yapılacaktır. Program 6 Kasım Cuma günü Boğaziçi Üniversitesi Kuzey Kampüsü Turgut Noyan salonunda saat 17.00-20.30 arasında yapılacaktır. Herkes davetlidir. Katılım ücretsizdir.
Katılımcılar: Zana Fargin (Enstituya Kurdi), Mehmet Atlı (sanatçı), Evinen Rezan, Sebriye Agiri (Dengbej)
(01.11.2009)
.:: Dargeçit Kız Meslek Lisesi ::.
Dargeçit Kız Meslek Lisesi açıldı. Dargeçit ikinci bir liseye kavuştu. Kız meslek lisesinde öncelikle Çocuk Gelişimi Bölümü açıldı.
Kız Meslek Lisesi'ne ilk müdür olarak atanan Murat Kaya, bize yaptığı açıklamalarda: "Kız Meslek lisemizde Çocuk Gelişimi Bölümü Açılmıştır. Bir bina temin edilene kadar ilçemiz okullarından Misak-ı Mİlli İlköğretim Okulu'nun 3. katında eğitim-öğretim yapılacaktır. Okulumuza kızlarımızın kayıtları başlamıştır. Okulumuzun kuruluş aşamasında olmasından dolayı ilk etapda 3 tane lise 9 sınıfı ve 1 tane lise 10 sınıfı açılmıştır." dedi.
Kız meslek lisesine kızların yoğun ilgi gösterdiği ve yoğun talebin devam etmesi halinde sınıfların arttırılabileceği belirtiliyor. Toplam öğrenci sayısının ortalama 120 civarında olması bekleniyor. İlerki yıllarda gerek kendi okul binası gerekse açılacak diğer meslek bölümleriyle daha iyi hizmet verilmesi bekleniyor.
Çocuk Gelişimi gibi son yılların en çok talep edilen meslek bölümünün ilçemizde açılması ve bazı ailelerimizin kızlarını meslek liseleri için uzaklara gönderememe sorununun ortadan kalkması açısından çok büyük bir adım olan Kız meslek lisesinin açılması ilçemize hayırlı olsun.
|
.:: Çöp Sorununa ilk Adım ::.
İlçemizde su sorunu sonra çöp sorunu gelmekte. Bu konuda geçmiş belediyelerin çalışmaları maalesef pek yeterli değildi. Yeni belediyenin ilk çalışmalarından biri de ilçeyi çöp görüntüsünden kurtarmak olacak gibi.
Bunun için çalışmalar başlatıldı. Bunun ilk örneği olarak 35 çöp bidonu alındı. Bunların yetersiz görülmesi üzerine ek 35 çöp bidonu daha sipariş edildi ve belediye ulaştı.
Alınan çöp bidonları şehrin ana cadde ve sokak başlarına konulmaya başlandı. Artık sokak başlarında eşeklerin devirdiği çöp tenekeleri mazaraları ve etrafa saçılmış çöpler son bulur.
Çöplerin çevreye saçılmadan toplanması ve ilçenin temiz bir görünüm kazanması açısından,çevre ve çöp konusuna daha da eğilmesi gerekmektedir.
İlçede mahalle aralarındaki dar sokaklardan traktörle alınan çöpler maalesef remorkun aşırı doldurulmasından dolayı çöp traktörünün arkasından şehrin ana caddelerine dökülmektedir. Bu ve buna benzer sorunlara önlemler alınması gerekmektedir.
(26.09.2009)
|
.:: Belediyeden İftar Yemeği ::.
Dargeçit Belediyesi tarafından bu akşam belediyede halka iftar yemeği verdi. Belediye tarafından verilen yemeğine 500-600 civarında vatandaş katıldı. İftar yemeği belediye binasının aldındaki salon ve belediye bahçesinde verildi.
(09.09.2009)
|
.:: Başkana Fidan Cezası ::.
Kılavuz Beldesi Belediye Başkanı DTP’li Ahmet İnci, 20 Mart 2008’de katıldığı düğünde tabancayla havaya ateş açtı.
İnci hakkında, Dargeçit Asliye Ceza Mahkemesi’nde “Korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etmek” suçlamasıyla kamu davası açıldı.
Mahkeme, İnci’ye bir yıl hapis cezası verdi. Ancak, sanığın şahsi ve sosyal durumunu göz önüne alarak, ‘Denetimli Serbestlik Uygulaması’ kapsamında, hapis cezası, 8 ay süreyle kamuya yararlı ağaç dikim ve bakım hizmetlerinde çalıştırılmasına çevrildi.
(03.09.2009)
|
.:: ILISU İNŞAATI EKİM-KASIMDA BAŞLAYACAK ::.
Bakan: Ilısu inşaatı ekim-kasımda başlayacak
Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Avrupa ülkelerinin verdiği 400 milyon avroluk dış kredi desteğinin yerine henüz kredi bulunmadığı halde Ilısu Barajı'na ilk kazmanın ekim veya kasım ayında vurulacağını açıkladı.
NTV’de canlı yayına katılan Eroğlu, Ilısu Barajı’nı üstlenen konsorsiyumun 800 milyon avro bulduğunu belirterek, “Şu anda konsorsiyum, eksik kalan yaklaşık 400 milyon avroluk ihracaat kredisini bir şekilde bulacağız diye bizden belli bir süre istedi” dedi. Eroğlu, Hasankeyf’le ilgili çalışmaların devam ettiğini, orada bulunan tarihi eserleri kurtarmaları gerektiğini söyledi.
Proje çalışmalarının sürdüğünü, eksik kalan kredinin Hazine Müsteşarı’na getirilip onaylandığı zaman başlayacağını bildiren Eroğlu, “Bir süre veribiliyor musunuz? Ne zaman başlayabilir?” sorusu üzerine, “Şu anda getireceği süreye bağlı. Bizim düşüncemiz bu yıl ekim-kasım ayında... Hasankeyf’le ilgili şu anda çalışmalar devam ediyor” diye konuştu.
120 milyon TL ayrıldı
DSİ yetkilileri ise, DSİ’nin bu baraj için 120 milyon TL ayırdığını, Avusturya, İsviçre ve Almanya’nın geri ‘çok cüzi’ bir kredi olduğunu söylediler. Ticari kredi sorununun Türkiye’deki bankaların Avrupa şubeleri aracılığıyla karşılayabileceğini belirten DSİ yetkilileri, “Baraj, her halûkârda yapılacaktır. Bakan bey, ‘Ekim, kasım’da ilk kazma vurulacak’ diyorsa, biz de kazmayı o zaman vururuz. DSİ’nin makine parkı fazlasıyla var ve kendi imkânlarımızla bu inşaatı yaparız” dediler.
Babacan ‘kredi şart’ demişti
Hazine’den sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, gerekli olan 400 milyon avronun devlet tarafından karşılanmasının imkansız olduğunu, projenin ‘dış kredi’ ile yapılmasının şart olduğunu açıklamıştı. Hazine Müsteşarlığı’nın söz konusu krediyi Türk bankaları aracılığıyla dışarıdan sağlanması formülü üzerinde çalıştığı öğrenildi.
Başta Doğa Derneği olmak üzere, çevreciler Ilısu Barajı’nın yapımına karşı çıkıyorlar. Çevreciler, baraj suları altında kalacak olan Hasankeyf’in dünya kültür mirası listesine girmesi için uğraş veriyorlar. Ilısu Barajı projesi için finansman sağlayan Alman Euler Hermes Kreditversicherung, Avusturya’nın Kontrollbank ve İsviçre’nin Exportrisikoversicherung adlı bankalar, çevre ve tarihi dokunun korunması gibi şartların bazı iyileştirilmelere rağmen verilen süre içinde yerine getirilmediği gerekçesiyle Ilısu Barajı’na verdikleri desteği geri çekmişti.
(29.08.2009)
|
.:: ILISU BARAJI MÜETAHHİTLERİ ::.
Barajın yapımını üstlenen müteahhitler, inşaat işlerini de devlet adına kontrol ediyor!
DSP İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş, ''Ilısu Barajı'nın yapımını üstlenen müteahhitlerin, barajın inşaat işlerini aynı zamanda devlet adına kontrol etmesi uygulamasının dünyada başka bir örneği bulunmakta mıdır?'' diye sordu.
Ağırbaş, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına verdiği soru önergesinde, Çevre ve Orman Bakanlığı'nın Ilısu Barajı projesinde ''hangi yetkiye ve güce dayanarak mevzuata aykırı işler yaptığını, bakanlığın bu konuda mevzuata aykırı iş yapma ayrıcalığının olup olmadığını'' öğrenmek istedi.
Ilısu Barajının yapımı için gerekli finansmanın büyük bir bölümünü sağlayan Alman, Avusturya ve İsviçre ihracat garanti kurumlarına, kredinin işlerlik kazanması için taahhüt edilen işlerin gerçekleşmesinde takip edecek yolu belirleyecek olan danışman firmanın seçilmesi aşamasında neden ihale açılmadığını soran Ağırbaş, şunları kaydetti:
''Çevre danışmanlık işleri müteahhitlerin uzmanlık alanına girmemesine rağmen, ihale açılmadan bu görevin Ilısu Barajı'nı yapacak olan müteahhitlerin önderliğini yapan şirketlere verilmesinin özel bir sebebi var mıdır?
Ilısu Barajı'nın yapımını üstlenen müteahhitlerin, barajın inşaat işlerini aynı zamanda devlet adına kontrol etmesi uygulamasının dünyada başka bir örneği bulunmakta mıdır?
İnşaat işlerinden doğacak kayıplar, zararlar ya da mağduriyetleri inceleyecek yapının bağımsız olması gerekirken bunun aksine bir yapı teşkil edilmesi Bakanlığın ferasetli politikalarının bir sonucu mudur?''
(20.08.2009)
|
.:: Acı Kaybımız ::.
Dicle Yine can aldı. Serinlemek için Dicle Nehrine giren iki gençten biri nehirde kayboldu. Ilısu Kaplıcalarına Dargeçit'ten gezmeye giden Cebe ailesinin acı günü. Ilısu'da Cebe ailesinden Firyal Cebe ve amca kızı nehirde yüzerlerken nehrin akışına kapıldı. Kızları kurtarma çabasında sadece amca kızı kurtarıldı. Firyal Cebe ise maalesef kurtarılamayarak nehirde kayboldu.
Firyal Cebe Üniversite mezunuydu, Yüksek Lisans yapmıştı ve en son olarak da Doktorasını bitirmişti. Tatil için ailesinin yanına gelmişti. Ertesi gün okula dönecekti, gitmek için biletini bile kesmiş, çantasını hazırlamıştı. ama kader izin vermedi. Okumaya önem veren ve kendisini bu kadar yetiştiren bir Dargeçitliyi kaybetmek bizi çok üstü.
Firyal Cebe'nin cesedinin bulunması için Diyarbakır'dan akşama doğru dalgıçlar geldi. Aramalar sonucunda hala ceset bulunamadı. Yakınları olay sonrası ve ceset arama çalışmaları sırasında sinir krizleri geçirdi.
(ek haber 15.08.09) Firyal Cebe'nin ceseti bu sabah saat 4.30 sıralarında boğulduğu yerde bulundu. Cesetin derin bir çukurdaki kumlara saplanmasından dolayı uzun süre bulunamadığı anlaşıldı. Firyal Cebe 28 yaşındaydı...
Arkadaşımız Firyal Cebe'yi kaybettiğimiz için derin acılıyız. Ailesine dargecitilcesi.com olarak baş sağlığı diliyoruz.
(14.08.2009)
|
.:: KAYIPLAR VE FAİLİ MEÇHULLER ::.
Kayıp yakınları kaybedenlerden hesap sormak için, kayıpları unutturmamak için 227. hafta da Galatasaray'da...
Cumartesi İnsanları 1995'te gözaltına alınıp kaybedilen Seyhan ve Aslan'ın dosyalarının Ergenekon davası kapsamına alınmasını, sorumlu tuttukları Mardin Dargeçit'teki askerlerin ve dönemin yetkililerini yargılanmasını istedi. Kayıp yakını Erbek "Ben babasız kaldım, kimse kalmasın" dedi.
Kayıpların ve faili meçhullerin akıbetinin aydınlatılmasını, sorumluların yargılanmasını isteyen Cumartesi İnsanları, eylemlerinin 227. haftasında Süleyman Seyhan'ın ve M. Emin Aslan'ın dosyalarının Ergenekon davası kapsamına alınmasını istedi.
Cumartesi İnsanları, Seyhan ve Aslan'ın 29 Kasım 1995'te gözaltına alındıktan sonra kaybedilmesinin/öldürülmesinin sorumlusu olarak dönemin Mardin ve Dargeçit'teki jandarma tugaylarını doğrudan sorumlu tutuyor. Ayrıca dönemin yetkililerinin de yargılanmasını istiyor.
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon, dün (1 Ağustos) Galatasaray Meydanı'ndaki basın açıklamasında Seyhan ve Aslan'ın kaybedilmesinin öyküleri şöyle yer aldı:
58 yaşındaki Seyhan'a koruculuk dayatılmıştı. Bu dayatmayı kabul etmeyen Seyhan, Mardin Dargeçit taburu tarafından altı kişiyle birlikte gözaltına alındı. Tanıkları vardı. Ailesi savcılığa başvurdu, tanıkların isimlerini verdi. Savcılık tanıkların ifadesini bile almadı.
Beş ay sonra Seyhan'ın yakılmış bedeni, bir korucu köyünde bulundu. Seyhan ailesi dava açtı.
İç hukuk yollarının tükenmesi üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurdu. AİHM davada yaşam hakkı ihlali ve etkili soruşturma yürütülmediği gerekçesiyle Türkiye'yi 2004'te mahkum etti.
20 yaşındaki Aslan da gözaltına alınmıştı. Ailesi günlerce askeri tabura gidip geldi. Yanıt hep "serbest bıraktık" oldu. Aslan'dan bir daha haber alınamadı.
Cumartesi İnsanları, Seyhan ve Aslan dosyalarıyla ilgili dönemin Başbakanı Tansu Çiller'in, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar'ın, Genelkurmay Başkanları Doğan Güreş ve İsmail Hakkı Karadayı'nın, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe'nin, Milli Savunma Bakanı Vefa Tanır'ın ve Olağanüstü Hal Bölge Valisi Ünal Erkan'ın da yargılanmasını istiyor.
"Oğlum beş yıl önce kaybedildi"
Açıklamayı okuyan Kadriye Baykal Ceylan'ın oğlu Tolga Baykal Ceylan, Ağustos 2004'te İğneada'da jandarma tarafından gözaltına alınmasından bu yana kayıp. bianet'in görüştüğü Baykal Ceylan, başlangıçta jandarma yetkililerinin oğlunu gözaltına aldıklarını kabul etmediğini, daha sonra savcılık soruşturması sırasında gözaltı işlemini kabul edip benzer bir şekilde "serbest bıraktık" dediklerini anlatıyor. Soruşturmayı yürüten Demirköy savcılığının gösterdiği tanıkları hiç dinlemediğini, oğlunun jandarma tarafından teslim edilen giysileri üzerindeki adli tıp araştırmasının kendi çabaları sonucunda yapılabildiğini anlatan Baykal Ceylan, iç hukukta sonuç alamaması üzerine AİHM'ye başvurmaya hazırlanıyor.
"Ben babasız kaldım, kimse kalmasın"
Basın açıklaması sırasında Kürtçe konuşan Emine Erbek'se 1996'da gözaltına alınıp işkence yapılan ve öldürülen babası Ahmet Kaya ve amcası Halil Kaya'nın öyküsünü anlattı. Kimliklerinin onları gözaltına alan jandarma karakolunda bulunduğunu, cesetlerini teslim almaya giden dolmuşun da taranıp yakıldığını söyleyen Erbek "Herkese sesleniyorum. Ben babasız kaldım, kimse kalmasın" dedi.
Bir başka kayıp yakını Güler Buğday da, Şırnak, Beytüşşebap'ta 25 Temmuz'da öldürülen Demokratik Toplum Partisi (DTP) üyeleri Necmi Ölmez ve Ferhat Ediş'i anımsattı; "Hâlâ faili meçhuller yaşanıyor. Failler bulunamıyor. İyi çocuklar korunmasın" dedi.
Kürt sorununa çözüm için harekete geçtiğini açıklayan hükümete de seslenen Buğday "Çözüm bulun. Binlerce ananın içi yanmasın. Failleri açığa çıkarın. Dayanacak yüreğimiz kalmadı" diye konuştu.
bianet.org (02.08.2009)
|
.:: Arda Yanlış İğne Kurbanı mı? ::.
3.5 yaşındaki Arda Güney Kılıç, bronşit tedavisi nedeniyle yapılan iğneden yaklaşık bir saat sonra öldü
Aslen Kerboranlı olan Ferhan Kılıç'ın oğlu 3.5 yaşındaki Arda Güney Kılıç İkamet ettikleri Mersin’in Mut İlçesi’nde bronşit tedavisi nedeniyle yapılan iğneden yaklaşık bir saat sonra öldü. Ölümünün şüpheli bulunması nedeniyle çocuğun cenazesi otopsi için Adana Adli Tıp Kurumu’na getirildi. Çocuğunun doktorun verdiği ilaçların kurbanı olduğunu öne süren Türk Telekom’da teknisyen yardımcısı olan baba Ferhan Kılıç, yaşadıklarını şöyle anlattı:
Eczacı Uyarmış
“Doktor, bronşit olduğunu söyledi, ilaç yazdı. Hem iğne, hem de anbiyotik yazmış. İlaçları alırken, eczacı ’Çocuğun yaşı küçük. Bu ilaçlar etkileyebilir. Bu iğneyle, bu antibiyotiğin ikisinin aynı anda kullanılması sakıncalı olabilir’diye bizi uyardı. Fakat, biz doktor önerdiği için uygulattık. 4’üncü günün sonunda yine iğnesi yapıldı, eve geldiğimde çocuğum birden fenalık geçirdi. Başını omzuma dayadı, hareketsiz kaldı, can verdi. Hemen hastaneye götürdüm. Hemen bütün doktorlar çocuğumun başına üşüştü ama çocuğum ölmüştü. İlk başta göstermeleri gereken ilgiyi öldüğünde gösterdiler.”
Mut Devlet Hastanesi yetkilileri, çocukla ilgili hastanede yapılması gereken her türlü tedavinin yapıldığını, verilen ilaçların yan etki yapıp yapmadığı konusunda görüş bildiremeyeceklerini söylemekle yetindi.
Yazarımız Süleyman Kılıç'ında ayrıca yeğeni olan Arda Güney Kılıç İçin Yazarımıza ve ailesine Baş Sağlığı diliyoruz (29.07.2009)
|
.:: 'Oğlumu komutanlar kaybetti' ::.
Kayıp Yakınları, Dargeçit'te askerlerce evinde gözaltına alındıktan sonra kaybedilen 18 yaşındaki Abdullah Olcay'ın dosyasının Ergenekon Soruşturması kapsamına alınmasını; dönemin Dargeçit ve Mardin Jandarma Tugay yetkililerinin yargı önüne çıkarılmasını istedi.
Siyasi gerekçelerle kaybedilen yakınlarını Beyoğlu Galatasaray Meydanı'nda arayan kayıp yakınları ve insanları, bu kez de 1995 yılında Mardin Dargeçit'teki evi askerlerce kasıldıktan sonra kaybedilen 18 yaşındaki Abdullah Olcay'ın dosyasının Ergenekon Soruşturması kapsamına alınmasını talep ettiler.
224. kez oturma eylemi yaparak yetkililerden geçmişteki kaybedilen kişilerin durumunu aydınlığa kavuşturmasını talep eden kayıp yakınları ve İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Kayıplara Karşı Komisyonu, savcılardan Olcay ile birlikte kaybedilen altı kişinin akıbetini araştırmaya çağırdı.
Cumartesi anneleri yalnız değil
Kayıp yakınlarına bu hafta da Demokratik Toplum Partisi (DTP) İstanbul milletvekili Sabahat Tuncel, program sunucusu ve tiyatro sanatçısı Nedim Saban, Genel-İş Sendikası İstanbul Konutlar Şube Başkanı Nebile Irmak, sinema sanatçısı Yusuf Çetin, hukukçu Erdal Doğan, çevirmen Atilla Tuygan, 78'liler Girişimi'nden Nimet Tanrıkulu ve Filiz Karakuş destek verdi.
"Komutanlar yargılanırsa abıketleri ortaya çıkar"
Sadık Ulumaksan ve oğlu Seyithan'ın bulunması için İHD Diyarbakır Şubesi'nin yürüttüğü girişimler sayesinde Lice'nin Dibek Köyü yakınlarındaki bir çukurda insan kemikleri ve elbiselere rastlandığı, Sadık Ulumaksan'ın oğlu İsmail'in bulunan bir gümüş diş protezinin babasına ait olduğunu söylediğini hatırlatan İHD yetkilileri, Olcay'ın durumundan Mardin ve Dargeçit Jandarma Tugayları'nı sorumlu tutuyor.
Komisyon adına basın bildirisini okuyan tiyatro sanatçısı Hülya Karataş, "Dönemin Tugay komutanları ve diğer sorumlular yargılanırsa Olcay'ın akıbeti ortaya çıkacaktır" Aksi halde hukuk, bu memlekette laf-ı güzaftan ibaret olmaya devam edecek" dedi; Olcay Ailesi'nin baskılara karşın korucu olmayı reddettiği için çocukları gözaltında kaybedilerek cezalandırıldığını açıkladı.
Abdullah nasıl kaybedildi?
Lise öğrencisi Olcay, 29 Ekim 1995'te Dargeçit'teki evleri sabaha karşı ağır silahlı askerlerce basıldıktan sonra dokuz kişiyle birlikte Dargeçit Jandarma Tugayı'na götürüldü. Ailesinin başvurduğu savcılık, telefonda askerlerle görüştükten sonra, Olcay'ın Mardin Jandarma Tugay'na gönderildiğini söyledi.
Ailenin görüştüğü Mardin Savcısı, telefonda Drgeçit Savcısı'nı azarlayarak, "Neden bunları bana gönderdin" dedi. Sonraki başvurudaysa aileye, "Hepsini serbest bıraktık" dediler.
Oysa yalnızca dokuz yaşındaki Hazni Doğan serbest bırakılmış, 58 yaşındaki Süleyman Seyhan'ın yanmış bedeni beş ay sonra bir kuyuda çıkmıştı. Abdullah Olcay ve diğer kaybedilenlerden bir daha haber alınamadı.
kaynak: www.gercekgundem.com (12.07.2009)
|
.:: Avrupa Ilısu Barajına Desteğini Çekti ::.
Mardin Großansicht des Bildes mit der Bildunterschrift: Ilısu Barajı'na finansal destek sağlayan Almanya, Avusturya ve İsviçreli kredi kuruluşları, kredi koşullarının yerine getirilmediği gerekçesiyle anlaşmayı feshetti. Ancak Ankara geri adım atmıyor.
Batman'ın tarihi ilçesi Hasankeyf'i sular altında bırakacak ve 65 bin kişiyi yerinden edecek Ilısu Barajı ve hidroelektrik santral projesine destek veren Almanya, Avusturya ve İsviçreli kredi kuruluşları, kredi koşullarının yerine getirilmediği gerekçesiyle anlaşmayı feshetti. Kredi kuruluşları son olarak Türkiye'ye koşulları yerine getirmesi için 180 gün ek süre tanımıştı.
Desteğin geri çekilmesi, insan hakları organizasyonları ve çevreciler tarafından memnuniyetle karşılandı. Uluslararası Af Örgütü de, üç Avrupalı kredi kuruluşunun Ilısu projesinden desteğini çekmesinin doğru bir adım olduğu açıklamasını yaptı.
PKK'nın mağaralarını da su basacak
Ilısu Barajı, bir yandan enerji ihtiyacını karşılamaya destek olurken, diğer yandan da suyun kontrolünü sağlayacağı için stratejik bir öneme sahip bulunuyor. Siyasi gözlemci ve gazeteci Doğan Tılıç ise Türkiye’nin Ilısu Barajı projesini bu denli hararetle savunmasının altında, kamuoyunda pek de fazla konuşulmayan başka bir sebebin yattığını savunuyor. Tılıç, "Nehrin aktığı vadi, PKK'nın saklanmasına olanak sağlayan doğal sığınaklar içeriyor. Eğer vadi sular altında kalırsa, bu mağaraları da su basacak. Ayrıca PKK için stratejik öneme sahip bir yol da bloke edilmiş olacak" açıklamasını yapıyor.
Merkezi Ankara'da bulunan Doğa Derneği'nden Güven Eken ise barajın fazlasıyla abartıldığını ve enerji üretimi için çok daha verimli yollar bulunduğunu belirtiyor. Eken, "Tahminen baraj 2020 yılında Türkiye'nin enerji ihtiyacının sadece yüzde birini karşılayabilecek. Bu başka kaynaklardan da sağlanabilir. Örneğin rüzgâr veya güneş enerjisiyle... Ancak Hasankeyf ve Dicle Vadisi bir kere yok oldu mu, onları bir daha geri getirmek mümkün değil" şeklinde konuşuyor.
Ankara geri adım atmıyor
23 milyar Euro’ya mal olacağı hesaplanan Doğu ve Güneydoğu Anadolu'yu kalkındırma projesinin Türkiye tarafından en önem verilen ayağı olan Ilısu Barajı projesi, tek başına 1,2 milyar Euro'luk bir masrafa sahip.
Ankara her ne kadar Avrupalı kredi kuruluşlarının 450 milyon Euro tutarındaki desteğini kaybetmiş olsa da geri adım atmıyor. Çevre Bakanlığı, kararın politik olduğu açıklamasını yaptı. Çevre ve Orman bakanı Veysel Eroğlu'da, Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklamada, hangi şartlar altında olursa olsun Ilısu Barajı'nın tamamlanacağını söyledi. Eroğlu, "Bazı kişiler Hasankeyf'in yok olacağı iddiasını yaymaktadır. Hasankeyf bu proje sayesinde muhteşem bir cazibe merkezi olacaktır" şeklinde konuştu.
kaynak: http://www.dw-world.de (10.07.2009)
|
.:: Dargeçit'teki 7 kayıp için Ergenekon davası umut oldu ::.
Mardin Dargeçit'te 1995 yılının 29 Ekim gecesi birkaç eve aynı anda baskın düzenlendi.
Yapılan aramalar sonucunda 8 kişi gözaltına alındı. 9 yaşındaki Hazni ile 13 yaşındaki ağabeyi Seyhan Doğan da gözaltına alınanlar arasındaydı. Olayın ardından anne Asiye Doğan, defalarca askerî tabura gidip çocuklarını sordu. Birkaç gün sonra Hazni serbest bırakıldı. Küçük çocuğun anlattıklarına göre, iki kardeş günlerce işkence gördü. Bunun üzerine anne Doğan, oğlunu bulma çabalarını daha da hızlandırdı. Ancak aynı akıbetin kurbanı oldu ve gözaltına alındı. 11 gün sonra bırakıldığında gördüğü işkenceler yüzünden hastalanmıştı. Çocuğunun ve yakınlarının kaybolmasına yüreği dayanamayan acılı anne, kaldırıldığı Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi'nde hayatını kaybetti.
O gece gözaltına alınanlardan Abdurrahman Coşkun ve Abdullah Olcay ise lise öğrencisiydi. Yakınlarının Mardin ve Dargeçit Savcılığı nezdindeki girişimleri sonuçsuz kaldı. Resmî makamlar, önce 7 kişiyi, daha sonra 5 kişiyi bıraktık, dedi. Ancak çocuklar geri dönmedi. Akraba olan Seyhan Doğan (13), Abdurrahman Coşkun (18), Abdullah Olcay (21), Mehmet Emin Aslan (18), Nedim Akyol (13) ve Davut Altunkaynak (12), o tarihten beri kayıp. İçlerinden sadece Süleyman Seyhan'ın (58) gözaltına alındıktan 5 ay sonra cesedi yakılmış olarak bir kuyuda bulundu.
Başta söz konusu 7 aile olmak üzere 90'lı yıllardaki faili meçhullerin yakınları, şimdi umudunu Ergenekon davasına bağladı. Kayıpların sağ bulunma ihtimali olmasa da akıbetlerinin bilinmesi, akrabaları için önem taşıyor. Seyhan Doğan'ın ağabeyi Kadri Doğan, "Nasıl öldürülmüşler, nereye gömülmüşler bunları bilmek istiyoruz." diyor.
Kaybolan yakınlarını arayan 'Cumartesi Anneleri' oluşumu ve İnsan Hakları Derneği (İHD), geçtiğimiz hafta Seyhan Doğan ve 5 akrabasını gündeme getirdi. 14 yıl önce yaşanan olayın 'Ergenekon dosyası'nda değerlendirilmesini istedi.
İHD Mardin Şube Başkanı Avukat Erdal Kuzu, 7 kaybın yakınları adına nisan ayında konuyu tekrar Dargeçit Savcılığı'na taşıdı. Davanın 15 yıllık zamanaşımına takılmaması için, 'adam öldürme' ve 'adam kaçırma' suçlamasıyla başvuru yaptıklarını belirten Kuzu, "Mardin'de 90'lı yılların başından 2005'e kadar geçen süreçte 80 civarında kayıp olayı yaşandı. 2008 Ekim'inde Kızıltepe Katarlı köyündeki bir kuyudan iki ceset çıkması üzerine Dargeçit davasını yeniden açmaya karar verdik. Cesetlerin adli tıpta incelenmesinin ardından dört aileden kan örneği alındı ancak sonuç henüz çıkmadı." bilgisini veriyor. Ergenekon davasının kayıpları gündeme getirdiğine dikkat çeken Kuzu, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Ergenekon, bölge halkının bildiği birçok şeyin herkes tarafından öğrenilmesini sağladı. Kayıplardan, 90'lı yıllarda devletin de içinde olduğu birtakım odaklar sorumlu. Bunun daha sonra JİTEM olduğu ortaya çıktı. Ergenekon soruşturması, inandırıcılığının artması için bölgedeki faili meçhuller ve kayıp vakalarına yoğunlaşmalı."
'NE ŞEKİLDE ÖLDÜLER, BİLMEK İSTİYORUZ'
Seyhan Doğan'ın ağabeyi Kadri Doğan da akrabalarının ne şekilde öldüğünü bilmek istiyor. Ümitlerini kaybetmediklerini ifade eden acılı kardeş, şunları anlatıyor: "Nasıl öldürülmüşler, nereye gömülmüşler bunları bilmek istiyoruz. Devlet istese bugün çıkarabilir. Kardeşim gözaltına alındığında Dargeçit Savcılığı'na dilekçe yolladık, bu insanların akıbetini sormak istedik. Muhatap bulamadık, ne savcılık ne askeriye ilgileniyor. Yıllardır İstanbul'da yaşıyorum. Hâlâ güvenli bir şekilde memleketimize gidip gelemiyoruz." ZAMAN
Zaman Gazetesi / Emine Dolmacı (30.06.2009)
|
.:: Genç Yazarlarımız ::.
Dargeçit Lisesi öğrencilerince yazılan "Anomi Hikayeler" kitabı çıktı. Lisenin 8 öğrencisince yazılan güzel hikayeler bu kitapta toplanmış. Biz aldık, beğendik. Sizlerinde beğeneceğinizden eminiz. Gençlere destek için lütfen sipariş veriniz... Siparişlerinizi Dargeçit lisesinden isteyebilirsiniz. Sipariş için:0 482 381 2005 Fiyat:10tl
Gençlik ateşiydi farklı gösteren. Yeniden coşuldu, daha iyisi daha farklısı olsun diye. Gördükleri, hissettikleri, yaşamları, düşleri... Mardin'i soludular, bütün dünyaya bakıyorlar. Düş gücü, yaşamdaki tazelik, kurgudaki cesaret, iliklerinde Dargeçit, merhaba Anomi.
(13.05.2009)
|
.:: Acıtmayan Hemşireler ::.
Dargeçit'te bizim için emek veren (bazen de iğneleriyle korkutan :) )sevgili hemşirelerimizin Hemşireler Gününü kutlarız. Gece-gündüz demeden çeşitli hastalarla uğraşan bu emektar çalışanlarımızın bir gün bile olsa hatırlanması güzel bir şey.
Dargeçit'te hemşirelerimiz üzerlerindeki yoğun iş temposunun stresini atmak için YİBO'da kutlama düzenleyim eğlendiler.
(12.05.2009)
|
.:: Şampiyon Eğitim-Sen ::.
Dargeçit'te her bahar yapılan Bahar Turnuvasında bu sene 19 takım yer aldı. Takımların gruplar içerisindeki maçlarından sonra yarı finale Başkan Spor, Eğitim-sen, Atarürk İÖO ve müstakim Spor yükseldi. Yapılan maçların ardından finalde Eğitim-sen ile Atatürtk İÖO takımları karşılaştı.
Dün yapılan final maçında Eğitim-Sen Atarütk İÖO takımını 11-3 yenerek kupayı almaya hak kazandı. Şampiyonluklarını maçı izlemeye gelen gençlerle kutlayan Eğitim-Sen, 2009 Bahar Futbol Turnuvası şampiyonu oldu.
(12.05.2009)
|
.:: TGC Töreninde Kürtçe Konuşmak ::.
"Yazarımıza Gazeteciler Cemiyetinden Ödül!.." Yazarımız Sadık Aksoy Gazeteciler Cemiyeti Tarafından Ödüle layık görüldü. Yazarımız ödülünü alırken Kürtçe konuşarak TGC'de bir ilki gerçekleştirdi...
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Konrad-Adenuer-Stıftung tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen "Yılın Yerel Gazetecilik Ödülü" yarışmasında ödül sahiplerini buldu. TGC Başkanı, Orhan Erinç, Konrad-Adenauer-Stiftug Türkiye Temsilcisi Jan Senkyr Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Celal Toprak, Milliyet Gazetesi yazarı Nail Güreli, TGC Hukuk Danışmanı Av. Fikret İlkiz, İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Jale Sarmaşık, Yozgat Gazeteciler ve Yazarlar Cemiyeti Başkanı Osman Hakan Kiracı, İhlas Haber Ajansı Yurt Haberleri Müdürü Ömer Kılıç ödül töreninde hazır bulundular. Cemiyeti'nin 11 yıldır düzenlediği bu yarışmada "Fotoğraf" Dalında gazetemizin yazı işler müdürü ve Batman postası yazarlarından Sadık Aksoy İmzalı "İnsanlık Ayaklar Altında" haber başlıklı fotoğrafı ödüle layık görüldü. İstanbul Crowne Plaza otel'de ödül töreni düzenlenerek TGC'ni verdiği ödüller sahiplerini buldu. Ödül töreni izlenmeye değer bir süreçte gerçekleşti, TGC Başkanı Orhan Erinç, Onursal Başkan Nail Güreli ve Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Ertan Cillov'un da hazır bulunduğu ödül dağıtım törenine çok sayıda seçkin gazeteci ve davetli topluluğu katıldı. Ödüller sahiplerine verilirken Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarhinde; Sadık Aksoy Plaketini alırken konuşma esnasında Kürtçe konuşmasıydı -"Genim biçéne… Çébu çébu, çéne bu ayba axéyé" (Buğdayı ek olduysa oldu, olmadıysa bu toprağın ayıbıdır…" Aksoy bu örnekleme ile ödülü bir verimlilik olarak nitelendirip; "Biz de toprağa bir buğday attık ve yeşerdi, bunun mutluluğunu yaşıyoruz" söyleyip, bunu Kürtçe ile bütünleştirdi. Bu konuşmanın ardından salonda bir alkış tufanı koptu ve herkes birbirine bakıp, tepkisine ölçmeye başladı. Kimi gazeteciler ve muhabirler TGC Başkanına giderek kulağına fısıldamaya başladılar; -Efendim TGC Tarihinde ilk kez ödül alan bir gazeteci Kürtçe konuştu ne yapalım? Bunu Duyan yılların tecrübeli Başkanı sayın Orhan Erinç de kendisine bu soruyu yöneltenlere aynen şu yanıtı verdi;
-Doğrudur TGC Tarihinde ilk kez bir etkilikte Kürtçe konuşulmuştur, eğer bu bir tabuysa yıkılmıştır, sizler de haber yapıp bu açılımı kamuoyunu duyurun… Evet Başkan Erinç bu söyleminin ardından oturduğu yerden kalkıp, yanımıza kadar geldi ve bizleri tebrik ederek, medeni cesaretimizden ötürü kutladı. Daha sonra Konrad-Adenuer-Stıftung Türkiye Temsilcisi Jan Senkyr eşiyle birlikte yanımıza gelerek Sadık Aksoy'un Kürtçe konuşmasının tercümesini istedi, Türkçe'yi çat-pat bilen Jan Senkyr bu konuşmanın ayrıca Almanca'ya cevirisini de isteyerek, Batman Postası ekibini kutladı. Gecede gerçektende herkesin ilgi odağı haline gelmiştik ve Sadık Aksoy'un Kürtçe konuştuğu tartışılmaya başlanmıştı. Ödül töreni sonra verilen kokteylde de yine Kürtçe metin üzerinde tartışmalar yaşandı. Herkes birbirine konuşulan Kürtçe'nin mealini sormaya başlarken bir çok kişi de TGC tarihinde ilk kez Kürtçe konuşulmanın keyfini yaşıyorlardı. Öyle ki geceye konuk olan bir gurup Üniversiteli genç yanımıza gelerek bizleri kucakladı. Kim olduklarını sorduğumuzda Üniversiteli gençlerin Batman ve Diyarbakırlı olduklarını öğrendik, bizleri samimi bir biçimde kucaklayıp, tekrar-tekrar tebrik ettiler. Gelişen olumlu süreçte Batman postasını ve gazetemizin yazı işler müdürü Sadık Aksoy'u tebrik eder; Ödül töreninde unutulmaya bir diğer vefa örneği ise Helikopter kazasında donarak yaşamını yitiren İHA muhabiri İsmail Güneş'e de yerel gazetecilik ödülü verildi.
|
.:: Kerboran'dan "Güneşi Gördüm"e İlham ::.
Kırmızıgül'ün son filminde esinlendiği aileyi buldu. 21 kişiyle Mardin'den göç eden İbrahim Aksoy "Filmi henüz görmedik. Hepimizin sinemaya gitmesi imkânsız" dedi...
Çocuklarıyla yaşadığı köyden terör nedeniyle göçe zorlanan bir ailenin hikâyesini anlatan Mahsun Kırmızıgül'ün "Güneşi Gördüm" filmi büyük ilgi gördü. Kırmızıgül bir röportajında "Beyaz Melek" filminin çekimleri sırasında Tarlabaşı'nda yaşayan bir "amca" ile tanıştığını ve ailenin öyküsünden etkilenerek senaryoyu yazmaya karar verdiğini söyledi. "Toplumsal içeriği olan ve yan hikâyeleriyle çok güzel bir proje" diyerek anlattığı "Güneşi Gördüm" filmine ilham kaynağı olan aile SABAH'a konuştu. Çevresinde "Hacı İbrahim" olarak tanınan İbrahim Aksoy'un Tarlabaşı'nın arka sokaklarındaki evinde 17 kişi bir arada yaşıyor. Mardin'in Dargeçit ilçesinden İstanbul'a geldikten sonra kalp krizi geçiren ve yeşil kartla by-pass ameliyatı olan Aksoy' un en küçük çocuğu 4 yaşında. Çocuklarını yoksulluk yüzünden okutamadığını ifade eden Aksoy, Kırmızıgül ile "Beyaz Melek" in çekimlerinde tanıştığını söyleyip şöyle devam etti:
KIZI FİLMDE OYNADI
"Bizim sokakta çektiler filmi. O sırada Kürtçe sohbet ettik. Buraya nasıl göç ettiğimi, köyde yaşadıklarımızı anlattım. Sonra diğer filmi de burada çektiler. Hatta küçük kızım Emine'ye ufak bir rol verdi. Ancak filmde bizim hayatımızdan da anlatımlar olduğunu bilmiyordum. Mahsun Kırmızıgül veya ekibi bizi daha sonra hiç aramadı. Sadece buradaki çekimler sırasında sohbetlerimiz oldu, o kadar. Biz filmi görmedik. Hepimizin birden sinemaya gitmesine imkân yok..."
'Koruculuk yapmadık köyü yaktılar'
İbrahim Aksoy, Mardin'in Dargeçit ilçesi Ormaniçi köyünden göç etmelerinin hikâyesini şöyle anlattı: "1989'da Tansu Çiller'in başbakanlığı döneminde korucu olmamız teklif edildi. Kabul etmeyince 'O zaman köyü boşaltın' dendi. Hayvanlarımızı, tarlamızı, evimizi geride bırakarak köyü boşaltıp Dargeçit'e gittik. Köyümüz yakıldı. Dargeçit'de de yapamadık. İlk olarak İstanbul'a büyük oğlum geldi. Kalacak bir yer bulunca da birer birer hepimiz göç ettik. İstanbul'da hayat hiç kolay olmadı."
Sabah Gazetesi / Necla GÖRGEÇ
|
.:: 23 Nisan Çoşkusu ::.
Dargeçit'te 23 Nisan Bayramı çoşkuyla kutlandı. Yağmur ihitimali ve zeminin ıslak olmasından dolayı kutlamalar YİBO'da yapıldı. Kutlama sayın Kaymakam, Yüzbaşı, Belediye Başkan Vekili ve Savcı Bey'in Çocukların 23 Nisan Bayramını kutlamasıyla başladı. Ardından daha önceden gösteriler hazırlayan öğrenciler, bir birinden güzel gösterileri sundular. Çeşitli derecelerde başarılar gösteren öğrencilerin birer altınla ödüllendirilmsinden sonra kutlamalar son buldu.
(23.04.2009)
|
.:: Seçim Sonuçları ::.
Yapılan seçimlerin sonucunda Dargeçit'te DTP kazandı. Sonuçlar; Toplam seçmen sayısı: 7468, Kullanılan oy sayısı: 6066, Geçersiz sayılan oy sayısı: 305, Geçerli oy sayısı: 5761. Halk DTP'ye oyların %40'ını vererek Süleyman Asan'ı belediye başkanı seçti.
Ayrıntılı seçim sonuçları... (30.03.2009)
|
.:: Kerboran'da AKP Mitingi ::.
Mirade Kine Meydanı'nda bugün (AKP) Mahmut Kılıç mitingi vardı. Mitinge Xelililer başta olmak üzere Mahmut Kılıç'ın seçmenleri katıldı. Konuşmacı olarak Mardin AKP milletvekilleri Sülayman Çelebi, ve diğer milletvekilleri katıldı. Milletvekilleri AKP Hükümetinin Dargeçit için yaptıkları içraatlarını sıraladılar. Ardından konuşan Mahmut Kılıç önce Belediye başkanı ve Saadet Partisinden aday Süleyman Anık'ı eleştiren konuşmasıyla başladı konuşmasına. Kılıç; "Süleyman Anık şehir imarını kendine aldırdığı çimento çuvallarıyla değiştirmiştir. Benim yaptığım yollar için 'ben yaptım' demektedir. Belediye başkanıyken korktuğundan yarım bırakıp kaçmıştır, şimdi ise 'korkmadan burdayım' demektedir. Yapılan kanalizasyon boruları kötüdür ve işlemez durumdadırlar. Benim dönemimde borç 2 trilyon iken şu anda Anık döneminde 6 trilyondur..." ardından Başkan seçilmesi durumdan yapacaklarını sıraladı bunlar arasında; "su sorununu çözecem, taziye ve düğünler için bir salon yapacam, üniversiteli öğrencilere burs verilecek, çöp sorununu çözecem..."
(26.03.2009)
|
.:: Ziraat Bankası Hizmetinizde ::.
İlçemizdeki Ziraat Bankası'ndan artık tüm Türkiye'deki Ziraat Bankası işlemlerini yaptırabilirsiniz. Üstelik bizim bankada sıra beklerken bir de size çay ikram ediliyor. Bankada bizzat işlem yaptığımızı ve çalışanların güler yüzüyle karşılaştığımızı belirtmek isteriz. İlçemizin ankettimizde de çıktığı gibi en büyük sorunlarından olan bankasızlık artık yok. Bankanın açlmasında geçen herkese vatandaşlar adına teşekkür ederiz...
(25.03.2009)
|
.:: Resmi Newroz Kutlandı ::.
Dargeçit'teki halı saha alanında bugün Newroz resmi makamlarca olarak kutlandı. Kutlamalara sayın Kaymakam ve diğer idari yöneticilerle beraber vatandaşlar katıldı. Kutlamaya AKP'de toplu halde gelerek katıldı. Newroz'la ilgili konuşmalar ve bazı etkinliklerde başarılı olan öğrencilere ödüllerinin verilmesiyle başlayan Newroz kutlaması ardından ilçe halk oyunları ekibi sahne aldı. Halk oyunlarının güzel halaylarından sonra getirilen müzik grubuyla vatandaşlar geniş daire şeklinde halaylar çekti. Newroz'umuzun böyle bütün çevrecelerce ve herhangi bir sorun çıkmadan kutlanması olumlu bir olgudur. Beraber barış ve huzur dolu nice Newrozlara;
"Newroz Piroz Be!" (21.03.2009)
|
.:: Kerboran'da Newroz Coşkusu ::. Videoları izle >>
Mirade Kine Meydanı'nda bugün kutlanan Newroz Kerboranlılar tarafından coşkuyla kutlandı. Kutlamaya yaklaşık 9-10 bin kişi katıldı.Kutlamalar saat13:00'te başlayıp 16:30'da bitti. Newrozda Koma Azad, Havin ve Koma Perwer gibi sanatçılar renk kattı. Konuşmacı olarak Katılan Selim Sadak, Selahattin Demirtaş ve Sülayman Asan halka birer konuşma yaptılar. Konuşmaların otak noktası barış ve seçimdi.
Süleyman Asan'ın konuşmalarıyla başlayan Nevroz, ardından Koma Azad şarkılarıyla meydanı hareketlendirdi. Koma Azad'ın en güzel parçalarını okuduğu kutlama da halkın Koma Azad'ın tüm parçalarına eşlik ettiği gözlendi.Koma Azad'ın ardından konuşma yapan
Selim Sadak; halkı seçimde DTP' ye sahip çıkmaya çağırdı. Sadak, "Burada birileri DTP yanlış yaptı, yanlış kişiyi seçti deniliyormuş. O zaman biz daha önce de mi seçerken yanlış yaptık." Diyerek DTP den ayrılarak Saadet Partisine geçen Süleyman Anık'ı eliştirdi. Sadak şöyle devam etti: "AKP'nin verdiği makarnalarla halk kandırılamaz, halk makarna istemiyor." Kılavuzlulara (Xelili) da seslenen Sadak; "Xelililerin bir söz vardır; 'Sarı inekten sonra bilmem kim bıraksa ben bırakmam.'. Benim de bir damarım Xelilidir ve Orhan Doğan'ı Xelililer olarak yalnız bırakmayacağınızı biliyorum. Kerboran'daki bütün sülaleri, aşirleri bilirim, tanırım. Am unutmayınız sülalecilikten, aşiretcilikten büyü, DTPcilik var. " diyerek Tüm Kerboranlıları birlik olmaya ve DTP'ye sahip çıkmaya davet etti. Sözlerine şöyle devam eden Sadak; " Kerboran'daki DTP'ye ait bir söz var; 'Parayla Saadet Olmaz!' evet parayla saadet olmazi makarnayla da olmaz. " dedi.
Selim Sadak'ın konuşmasından sonra sahne alan sanatçı Havin sesiyle vatandaşlara hoş dakikalar yaşattı. Havin'in şarkılarına halaylarla eşlik etti. Ardından Batman'daki newroz kutlamasından gelen
Selahattin Demiştaş konuşma yaptı. Selahattin Demiştaş, halktan seçimde perde arkasında ellerini makarnaya ve paraya değil, yüreklerine götürmelerini istedi. Demirtaş; "Birileri makarna veriyor, birileri para veriyor; biz yüreğimizi veriyoruz." diyerek sözlerini bitirdi.
Ardından son olarak sahne alan Koma Perwer, hareketli parçalar çalarak, halkı çoşturdu. Oramar, Se Bira gibi parçalara halkta eşlik etti.
Videoları izle >> (20.03.2009)
|
.:: Koma Azad Newroz İçin Dargeçit'te Olacak! ::.
Newroz kutlamaları için DTP Dargeçit'te Koma Azad ve sanatçı Havin'i getiriyor. 20 Mart'ta Dargeçit'te yapılacağı söylenen Newroz kutlamalarına DTP büyük bir hazırlık yapmış gibi görünüyor. Bilindiği gibi Newrozdan bir hafta sonra seçim var. Her ne kadar Newroz ile seçim ayrı olgular olsa da, DTP, Koma Azad gibi sanatçıları getirerek halkı etkilemek istiyor. Koma Azad Grubu gibi büyük müzik gruplarının ilçemize gelmesi güzel bir şey. Böyle sosyal etkinliklere ilçemizin halkımızın ihtiyacı var. Hepimiz hayatımızda kaç sanatçı gördük, kaç konsere gittik ki.
(17.03.2009)
|
.:: Armanç, DTP Mitingi ile Dargeçit'te! ::.
Dargeçit'te yapılan DTP mitingine Armanç'ta sesiyle renk verdi.Öğlen saatlerinde yapılan mitinge coşkulu bir halk kitlesi katıldı. Hafif yağmur altında halaylarla ısınmaya çalışan halka Armanç şarkılarıyla eşlik etti. Miting sırasında Süleyman Asan ve bazı DTP yetkilileri konuşma yaptı. Konuşmalarında Barış genel olarak üzerinde durulurken. AKP ve diğer partililerin DTP karşısında birleştiği belirtilip, halktan buna karşı oy istendi. Ardından DTP yetkilileri ve Armanç Kılavuz'a (Xelila) hareket etti.
(15.03.2009)
|
.:: Müjde, Artık Bizim de Bir Bankamız Olacak! ::.
Hele şükür artık bizim de bir bankamız oluyor. Yıllardır "neden elalamde var, bizde yok" dediğimiz bankadan artık bizde de olacak. Daha önce bir kaç kere geldi-gitti olan Ziraat Bankası'nın yeri şu an hazırlanmaktadır. Ve hazırlıkların 18 Mart Çarşamba günü bitmesi bekleniyor. Midyat Caddesi üzerinde olacak olacak olan bankanın açılışı bir sorun çıkmazsa 18 Mart Çarşamba günüdür. Sitemizin de davet edildiği açılışa bütün halkımız davetlidir.
İlçemizin en büyük eksikliklerinden olan banka sorunun da hallolması halkımızı şimdiden sevindirmiştir. Bankanın ilçemizde açılmasında emeği geçen herkese halkımız adına teşekkür ederiz. Dileriz banka gibi diğer temel hizmetler de yerine getirilir...
(15.03.2009)
|
.:: Dargeçit Toz İçinde! ::.
Dargeçit bugün toz bulutları içinde uyandı. İlçede bu güne kadar bu kadar yoğun toz bulutu oluşmamıştı. Göz gözü görmediği ilçede insanlar dışarı çıkamadı. Elektrikler yeni bir bahane bulmuşcasına yine yoktu. Okullarda öğrenciler karanlıktan ve tozdan ders yapamadılar. Saat 10.00 sıralarında okullar tatil edildi. Hoparlörlerden vatandaşların kendilerini tozdan korumaları ve gerekmedikçe dışarı çıkmamaları anonsu yapıldı. Dargeçit'e bugün güneş uğramayı unutmuş gibiydi. Tüm bunlara rağmen toz bulutunun oluşturduğu görüntüler görülmeye değerdi. Sizler için birkaç görüntü aldık.
(09.03.2009)
|
.:: Dargeçit'te Eğitimde Yeni Yöntemler ::.
Dargeçit Cumhuriyet İlköğretim okulunda öğrenciler ders konularını artık eğlenceli hale getirerek öğreniyor. Öğrencilerin derse olan ilgilerini ve katılımlarını artırdığı için bu yöntemi kullanan öğretmenler, öğrencilerde de gözle görülür bir başarı olduğunu ve öğrencilerin derslere istekli geldiklerini belirtiyorlar.
(05.03.2009)
|
.:: Süleyman Anık SP'de! ::.
Seçimin yaklaştığı şu günlerde adaylar arasında ittifaklar görülmeye başladı. Seçime bağımsız olarak giren Süleman Anık, Saadet Partisi'sinden giren Mehmet Yıldız'la ittifak yaparak SP'den Aday oldu. Süleyman Anık bilindiği gibi DTP aday adayı olmuş ve aday olarak seçilemeyince bağımsız aday olmuştu. Bağımsız aday iken, kazandıktan sonra DTP'ye geçeceğini iddaa eden Sülayman Anık, acaba Saadet Partisi'nden kazanırsa da DTP'ye geçecek mi?
(18.02.2009)
|
.:: Kız Meselesi Can Aldı ::.
Dargeçit/Altıyol (Serdef) Köyü'nden olan Şehvaz Akan İstanbul'da kız meselesi yüzünden girdiği kavgada hayatını kaybetti. Şişli Maçka Parkı'nda kız meselesi yüzünden çıkan kavgada boğazı kesilerek öldürülen Şehvaz Akan'ın cenazesi, toprağa verilmek üzere memleketi Mardin'e gönderildi. Hacıahmet Parkı'ndan annesi ve yakınlarının ağıtları arasında otobüse konulan gencin cenazesini yüzlerce yakını uğurladı.
Şişli Maçka Parkı'nda dün akşam liseli iki grup arasında kız meselesi yüzünden çıktığı öne sürülen kavgada bıçakla öldürülen Şehvaz Akan, gözyaşları ve ağıtlar arasında toprağa verilmek üzere Mardin'e gönderildi.
Gencin cenazesi için yüzlerce yakını öğle saatlerinde Beyoğlu Hacıahmet Parkı'nda toplandı. Cenazeyi taşıyan otobüsün alana gelmesiyle annesi ve yakınları sinir krizi geçirdi. Anne Şükran Akan oğlunu son bir kez görebilmek için otobüse yöneldiğinde kalabalıktan feryatlar yükseldi. Oğlunu gören anne, oğlunun arkasından ağıtlar yaktı.
Şehvaz'ı liseli arkadaşları da yalnız bırakmadı. Bir köşede oturan arkadaşları gözyaşlarını tutamadı. Şehvaz Akan'ın cenazesi, Mardin Dargeçit ilçesi Altıyol Köyü'nde yarın toprağa verilecek.
Şehvaz Akan'ın, daha önce İstanbul'da maç izlerken bıçaklanarak öldürülen Cihat Aktaş'ın akrabası olduğu öğrenildi. Şehvaz Akan'ın cenazesinin de Cihan Aktaş'ın mezarının yanına defnedileceği bildirildi..
Öte yandan olayın ardından gözaltına alınan şahısların sorgusu Şişli Emniyet Müdürlüğü'nde sürüyor.
(18.02.2009)
|
.:: Bağımsız Aday; Süleyman Anık! ::.
DTP Dargeçit adayı kesinleştiğinden şu an ki DTP Belediye başkanı ve eski aday adayı olan Süleyman Anık, Bağımsız Belediye adayı olmak için hazırlık yapıyor. Evinin altında bulunan "eski DTP binası"nda bağımsız adaylık için gerekli düzenlemeler bitmek üzere. Bilindiği gibi kendisine DTP Belediye adaylığı verilmezse bağımsız olarak aday olacağı söylüyordu.
DTP Belediye adayı Sülayman Asan seçildiğinden bağımsız aday olmaya karar vererek DTP'ten ayrı hareket edeceği görülüyor. (Tarafsızlığımızdan dolayı yorum yapamayacağız, ama söylenecek çok şey var...)
(04.02.2009)
|
.:: DTP Dargeçit Adayı Kesineşti ::.
DTP Dargeçit adayı kesinleşti: Süleyman Asan. Uzun bir zamandan beri 3 aday adayı arasında bir karar verilemeyen DTP teşkilatı bu akşam kesin karar vererek, Dargeçit DTP belediye adayı olarak Sayın Süleyman Asan'ı göstermiştir.
(02.02.2009)
| |
.:: AKP Dargeçit Adayı Kesineşti ::.
AKP Dargeçit adayı kesinleşti: Mahmut Kılıç. Ankara'ya çağrılan Mahmut Kılıç Başbakan tarafından kesin aday olarak gösterildi.Bilindiği gibi Dargeçit'te Akp için Tevfik Vural ve Mahmut Kılıç aday adayıydı. DTP den 12 olan aday adayları da bilindiği gibi 3 kişiye indirilmişti. Bunlar Süleyman Aşan, Süleyman Anık ve M.Selim Kılıç. Bu 3 kişiden kesin aday belirlenince sitemizden duyurulacaktır.
(25.01.2009)
| |