ŞİİRLER


Umut
Kimimizin hiçe saydığı, görmezden geldiği,
kimimizinse sahip olduğu tek şey,yaşama sevincimiz:
Umut...
Sonbaharda göçüp giden, yeşeren yapraklarla yolu gözlenen kuşların, bahara kanat çırpışı...
Kimilerinin bir gece yarısı karanlıktan sıyrılıp yıldızlara ulaşmak için kurduğu köprü belki de...
yaşamamızı idame ettirebilir miyiz acaba ümit etmeden!
Her defasında yıkılsa da başkaları tarafından vazgeçebilir miyiz
ümit etmekten, hayal kurmaktan, beklemekten!
Her sonbahar yıkılanları baharda yeniden yeşertmekten bıkmaz mıyız!
Kurduğumuz hayaller yeterli sebep midir bu bekleyiş için!
İmkansızlıklarla dolu bu hayatta nereye kadar tahammül edebiliriz
görüp gidenleri beklemeye!
Beklemekten usanan,
hayat bağlarını koparanlarda ruhsuz bedenden başka geriye ne kalır...


İnsan Biriktirmeyi Öğrenin
Büyük mağazalar vardı, büyüktü çok büyük.
Kapılarında çocuklar vardı kıvrılmış yatan, üst üste, çöpe atılmış gibi sanki çürük.
Küçüktü çocuklar hem çok küçük Gölgeleri kendilerinden büyük.
Açlıktan umutlarını yemiş çocuklar.
Umutları vardı ki doğduklarında, o dev gibi mağazalardan büyük.
Mağazalar mal doldurdu raflarına, mağazalar çok kazandı.
Çocuklar dilendiler, çocuklar kaybetti.
Mağazalar insanları giydirdiler, mağazalar kapılarında çocuklar çıplak kaldı.
Büyük mağazaların büyük kapılarından büyük insanlar girdi çıktı gün boyu.
Hava karardı, akşam oldu, ev oldu, dünya oldu büyük mağazaların, büyük kapılarının kepenkli küçük aralıkları.
Büyük mağazaların büyük vitrinlerinde, dev çiçeklerle dolu büyük dekorları vardı.
Küçük çocuklar büyüdüler ama büyük adam olamadılar.
Büyük mağazaların kapılarında öldüler umutsuzluktan kaldırımlar çiçek doldu.
Utandı vitrin çiçekleri ruhsuzluktan.
Büyük mağazaların kapılarında çocuklar oldu değişmeyen, büyük mağazaların vitrinleri değişti.
Güneş ve deniz resimli panolar boy gösterdi vitrinlerde.
Bir kış günü, güneş ve deniz gördü küçük çocuklar düşlerde.
Büyük mağazaların büyük sahiplerinin, büyük emniyet görevlileri, coplayarak uyandırdı küçük çocukları güneşli düşlerden.
Oysa çocuklar tanımasalar da büyük sahiplerini, çok memnundurlar büyük mağazalardan.
En çokta güneşli düşlerden.
Büyük Beyoğlu’nun küçük beyleri vardı.
Bir gelecek, büyüyecek, küçükleri büyütecek.
“Bir şeyler değil, birilerine bakıyoruz gerilerde. İnsan biriktirmeyi öğrenin.”


SIR
Yıldızlı gecelerde güneşli tepemdeydim
Kuyruğu yoktu hayallerimin

Yüreğimde bulutlu bir gençlik havası
Esmekteydi kulağıma yaşadıklarım
Ve ben yoktum
Yaşam vardı bir tek orada
Oranın bilinmezliği
Sarıyordu rüyamı üşümeler
Gördüklerim benim değildi

Sana aitti bırakılmışlık
Hissediyordum bırakılmışlığın sıcaklığını
Bir buğu oluşturuyordu yüzümde
Çünkü tenimin soğukluğu
Bana ait değildi
Hissetmek vardı bir tek orada
Gerisini getiriyordu ayın gizemi

Her şey bir sırdı
Bilinmezliği uyandıran bir rüzgardı yüreğime

Sesinin yankısı
Sesin gömülü bir hazineydi bende...


Mardin'de Bayram
Ölüler ziyareti bekler, huzurun sessiz yurdunda,
Sabahlar güneşe mahkum, kabirler hasret bayrama.
Tekbirler telaşa karışıp, yarınlar mahşeri beklerken,
Bayramlar çocukların gökkuşağında, umutlar bulutların sırtında...
Ne dinler ayrılır ne dinlerin daveti,
Bir yanda Noel sevgisi bir yanda Ramazan bereketi,
Kutlanan bayramlarda Mardin, Hakk'ın kutsi mabedi..
Ulu Cami uhrevi huzur, gönüller zikir makamında,
Yürek atışlarında medeniyetler çınlar, Artuklu dergahında.
Su, İlhamını Zemzem'den alır, kuyular serin,
Mardin, bayram günlerinde sanki kınalı bir gelin...
Kırklar Kilisesi sevincini Çanla haykırırken,
Mezopotamya Ezana kulak verir, bin yılların ötesinden...
Öpülen eller emeğe vefa, ziyaretler ululara şükrandır,
Salıncaklar rüzgarı içine çekip rüyaları yarına uçurandır..
Nakışlı evler, avlulara dost kıvamında türkü okurken,
Anılarda keder gizlenir, gözler eski bayramlara müpteladır...
Naftalin kokan oyalı yazmalara, sevdalar desen olurken,
Mardin, çocuksu düşlerde en güzel renkli masaldır...
Bilyeli tahta arabalar, sihirli diyarlara açılan yelkenliyken,
Şekerler, umudun cennet tatlısıdır..
Giyilmeyi bekleyen elbise, kralın tacına emsal,
Eyvanlar, yüzyıllarla ağırladığı misafirlerine sofra açar...
Anneler baharat kokar, zerdeler anne,
Babamın gözyaşları akar yitik genç kardeşine...
Merdivenler ağırlığınca ayakkabılara göz dikerken,
Sokaklara inat, toprak damlar misket için sırtını hazırlar...
Mardin'de geçmişe ağıt, eski bayramlarla başlar,
Gözyaşları, küçücük bedenlerin yaşanmamış dünlerine yağar...
Udun nağmesiyle başlayan eski Mardinli bayramlar,
Bu gün derin ahlarla ağarmış saçlarda parlar...