SÜRYANİLER
Süryanilerin Ruhani lideri olan Dargeçitli Yusuf Çetin için tıklayınız.

Süryaniler, köken olarak Hz. Nuh’un oğlu Sam’a dayanırlar. Semitik ırka mensup bu topluluğun yerleşim alanları genelde Mezopotamya bölgesidir. Bu geniş coğrafya üzerinde Beş bin yıllık gibi uzun geçmişe sahiptirler.
Elli asırlık tarihi süreçte isim değişikliğine uğradıkları söylense de, son yirmi asırdır Süryaniler diye çağırıldıkları kesindir. Kökleri bu kadar tarihi derinliklere inen Süryaniler, kültürlerini ve inançlarını korumuş, her şeye rağmen ayakta kalma başarısını göstermiş, varlıklarını günümüze kadar taşıyabilmişlerdir.
Süryani ataları Aramiler; Hiristiyanlığın, Antakya şehrine girdiği ve Hıristiyan dünyasının üç büyük kürsüsünden ilki olan Antakya Elçisel Kürsüsünün kurulduğu dönemde (M.S. 37-43) bölgede etkin durumdaydılar. Çeşitli putlara tapan Aramiler’in büyük çoğunluğu, İsa Mesih’in öğretisini kabul ederek Hıristiyanlığa geçiş yapmışlardır. Buna paralel olarak Arami olan isimlerini terk ederek Süryani tabirini kullanmaya ve ayni zamanda konuştukları Aramice lisanına da Süryanice demeğe başlamışlardır.
O dönemde, bölgede yeni gelişen Hıristiyanlık inancı ile Süryani ismi özdeşleşmiş, bu iki öğe halk arasında aynı anlam ve manada kullanılır olmuştu. İsa Mesih’in havarileri ile bölge halkı Süryani adını o kadar benimsediler ki Antakya kilisesini bu isimle çağırmaya başlamışlar ve bu ismi Antakya Kilisesinin dini simgesi haline getirmişlerdir. Üçüncü Antakya Patriği Mor İğnatiyos Nurani’nin, M.S. 107 yılında Romalılara yazdığı mektubunda görüldüğü gibi "Antakya Süryani Kilisesi" değimini kullanmıştır.
Arami Kralı V. Abgar, M.S. 34 yılında Hıristiyanlık inancını kabul ettikten sonra, Mezopotamya’nın çeşitli bölgelerine elçiler göndererek, Hıristiyanlık inancının bu coğrafyada yayılmasına öncülük etmiştir. Bölge halklarının Süryanice (Aramice) konuşuyor olmaları bu süreci hızlandırmıştır.
Böylece biri diğeri ile özdeşleşmiş, ayni anlam ve manada kullanılan Hıristiyanlık inancı ile Süryanilik, kısa zamanda Mezopotamya bölgesine yayılmıştır.
Günden güne gelişen Süryaniler, yaşadıkları topraklar üzerinde kültür ve sanat alanında eşsiz eserler bırakarak bölgenin sosyal yaşamını derinden etkilemişlerdir. Birçok alim ve bilgin yetiştirerek, bölge medeniyetine yön vermişlerdir.
Süryani bilginleri, dilbilgisi, konuşma (hitabet) ve şiir gibi filoloji bilimlerine yoğunlaşmışlardır. Bunun yanında mantık, felsefe, tabiat bilimleri, matematik, astronomi, jeoloji ve tıpla uğraşmışlardır. Bu değerli bilginler, teorisel din biliminin, ahlakın, kilise ve toplum hukukunun da derinliklerine dalmış bu konularda önemli çalışmalar yapmışlardır. Uzun zamanlar toplum ve din tarihi, coğrafya, kilise müziği ve hikaye anlatma sanatına değinmişler, genel olarak insani eğitimin en bilinen alanlarını kapsamışlar, bilginin meşalesini doğu ve batı dünyasının en uzak bölgelerine taşımışlardır.
Yunan edebiyat eserleri, zenginliğine, mükemmelliğine ve üstünlüğüne rağmen her ne kadar Süryani ve Latin edebiyatı için bir model olduysa da; bir bütün olarak değerlendirildiğinde Süryani edebiyatının mükemmelliği üzerine geçememiştir.
Süryaniler, tarihlerinde Romalılar, Persler, Bizanslılar, Araplar, Moğollar ve Türkler zamanında en doğru tarihsel dökümanlara sahip olan toplumdur. M.S. 4. yüzyıl Yunanca yazan alimlerin eserleriyle çalkalanırken, Edessa (Urfa) okulu bu yazıların en seçkinlerini Süryanice’ye çevirmekte gecikmemiştir. Edessa okulu Yunanca eğitimi vermeye de başlamış, 12. yüzyılın sonuna kadar olan sürede en ünlü okulları arasında yerini almıştır. Diğer bir yandan çeşitli Süryani alimleri, felsefe ve bilim kitaplarını önce Süryanice’ye daha sonra Arapça’ya çevirmek için büyük çabalar harcamışlardır. Bu edebi hareket ve onun etrafında gelişen çalışmalar sayesinde, asılları kaybolmuş olan Yunanca Hıristiyanlık kitapları, Süryanice’ye yapılmış çevirileri sayesinde korunabilmiştir. Süryani yazarlarının ürettikleri eserler, kendi dönemlerinde adeta başvuru kaynağı olmuş ve çeşitli dillere çevrilmişlerdir.
Beş bin yıllık geçmişe sahip bu zengin kültürün mirasçıları Süryaniler, günümüzde yaklaşık olarak beş milyon tahmin edilen nüfuslarıyla Türkiye, Suriye, Irak, Lübnan, Ürdün, İsrail ve Hindistan’da yaşamaktadırlar. Ancak yirminci asrın son çeyreğinde, büyük bir bölümü Türkiye ve Ortadoğu’dan ayrılarak, başta Avrupa ve İskandinavya ülkeleri olmak üzere Amerika’ya, Avustralya’ya göç etmişlerdir

Bir başka açıdan Süryaniler...
Süryanilerin (Aramilerin) kökeni Süryenilerin kökeni Assur'dan gelmektedir. As-Syrien, Suroyo-Süryoyo-Asuroye vs. adlari kendi dillerinde kullanırlar. Süryaniler kesinlikle Asurlu değillerdir. Bu toplumlar Aramiler, Fenikeliler (Kenanlılar), Babillileryaşamıştır. Kilise patriklik merkezini birçok kez değiştirmek zorunda kalmıştır. Patriklik merkezi 1963 yılından beri Suriye’nin başkenti Şam’da bulunmaktadır. İlk patriğimiz olan Mor Petrus’tan günümüz#redirect[[]]e 121 patriğin başkanlık ettiği kilisemizin şu andaki patriği 122. patrik olan Moran Mor İğnatiyos I. Zekka Iwas’dır.
Günümüzde Dünyada 20 milyonu aşkın Süryani kökenli insan bulunmaktadır (Süryani Ortodokslar, Süryani Katolikler, Maruniler, Melkitler, Melkit Katolikler, Syro-malabarlar vb.). 3,5 milyonu Hindistan’da olmak üzere yaklaşık 5,5 milyon Süryani Ortodoks'un dini liderliğini Patrik Moran Mor İğnatiyos I. Zekka Iwas ve ona bağlı olan Hindistan’da bulunan Doğu Mafiryanı Mor Baseliyos I. Toma ve 40 metropolit yapmaktadır. Yukaride adleri gecen Kiliselerin her birisinin bir Patrigi vardir. Süryani Orthodoks Kilisesine mensup Assuri-Süryanilerin nüfüsü ancak 350 000 civarindedir.
Türkiye’de 15 bini aşkın Süryani’nin 12 bini İstanbul’da yaşamaktadır. Süryaniler İstanbul dışında başlıca Mardin, Diyarbakır, Adıyaman, Elazığ, Ankara, İzmir, Malatya, Şanlıurfa, Gaziantep, Antakya ve Adana’da yaşamaktadır.
Süryaniler’in İstanbul ile buluşması yüzyıllar öncesine dayanmaktadır. Özellikle Bizans İmparatoru Konstantin’in annesi Heleni, İmparator Jüstinye’nin eşi Teodora ve İstanbul’un ilk metropoliti Altın ağızlı Mor Yuhanna (Yuhanna Chrisostom) İstanbul tarihine önemli izler bırakan Süryanilerden sadece birkaçıdır.
Günümüz İstanbul Süryani Abraşiyesi 1950'lerde başlayarak 1980'lerde hız kazanan Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan göç ile oluşmaya başlamıştır. 19. yy'da Patrik IV. Petrus tarafından kurulan Tarlabaşı’nda bulunan Meryemana Kilisesi daha sonra 1950’li yıllarda ihtiyaç sebebiyle zamanın Mardin Metropoliti Mor Filüksinos Yuhanna Dolabani’nin başkanlığında genişletilir. Daha sonra Mardin’de Metropolit Yuhanna Dolabani’nin vefatından sonra Horiepiskoposlar tarafından ruhani liderliğinin yapıldığı İstanbul Süryani Ortodoks Kilisesi 1986 yılında Moran Mor İğnatiyos Zeka Iwas tarafından Şam'daki patrikhanede görkemli bir törenle Mor Filüksinos Yusuf Çetin’i İstanbul Abraşiyesi Ruhani Liderliği'ne resmetmiştir.
Ankara ve İzmir’i de içeren, 2002 yılında Adıyaman, Urfa, Malatya, Gazintep, Elazığ ve Adana yörelerinin de bağlandığı İstanbul Abraşiyesi Metropolit Mor Filüksinos Yusuf Çetin’in başkanlığında 1 horiepiskopos 5 papaz 2 rahibin ruhani liderliğinde, vakıf yönetim kurulu ile aktif olarak varlığını sürdürmektedir. Süryani Kadim Kilisesi'inde Patriğe bağlı 20 Metropolit bulunmaktadır. Bunların 3 tanesi Türkiye'de bulunur.
Yusuf ÇETİN

METROPOLİT
Mor Filiksinos YUSUF ÇETİN
Süryani Ortodoks Cemaati Ruhani Lideri ve Patrik Vekili
Tarlabaşı Karakurum sokak No:20
80070 Beyoğlu
İstanbul - Türkiye
Tlf : +90 (212) 238 54 70-71
+90 (212) 250 16 06
+90 (212) 250 40 59
Faks : +90 (212) 250 58 27

1954 yılında Mardin’e bağlı Dargeçit (Kerboran) ilçesinde doğdu. İlköğretimini bitirdikten sonra Kilise öğretisine ilgi duymaya başlar, bu nedenle Süryanice okumayı, yazmayı öğrenir. Bilgilerini daha da güçlendirmek üzere kendisini Mor Gabriel Manastırı’na adar. Manastırda çok sıkı bir çalışma temposuna girer ve kısa bir sürede etrafındakilerin dikkatini çekmeyi ve kendini sevdirmeyi başarır.
Çalışmalarını ekseriyetle dini konularda yoğunlaştırarak deneyimini artıran Mor Filiksinos, 1971’de Rahip "Şarvoyo" rütbesine yükseltilir. Bu unvanla, eğitim ve öğretim dallarında hizmet verir. 1977 yılında da "kahinlik" sıfatı ile takdis edilir. Günden güne yükselen çalışma grafiği sonucunda 1983 yılında Süryani Ortodoks Genel Patriği Moran Mor İğnatıyos I. Zekka Ayvaz tarafından Şam’a çağrılır. Bu kentteki Aziz Mor Efrem Teoloji Okulu’na giden Mor Filiksinos, üç yıl süren teoloji eğitiminin yanında Süryanice ve Arapça derslerine de katılır. Okulunu başarıyla bitirir ve tüm bu dallardan birer diploma alır. Hemen ardından eğitim gördüğü teoloji okulunun idareciliğine atanır. İstanbul Süryani Cemaati’nin isteği üzerine 28 Eylül 1986 tarihinde Patrik Moran Mor Iğnatiyos I. Zekka Ayvaz tarafından Metropolit olarak takdis edilir ve Mor Filiksinos Yusuf Çetin Patrik Vekili sıfatıyla İstanbul’a atanır.
Mor Filiksinos’un Şam’da bulunduğu süre içinde Kilise atalarına, öğrenim gördüğü ilahiyat okuluna ve Patrik hazretlerine ithaf ettiği Süryanice şiirleri zaman zaman Patriklik mecmuasında yayınlanmıştır. Ayrıca Süryanice’den Türkçe’ye çevirdiği "Azizlerin Yaşam Öyküleri" isimli çalışmaları mevcuttur.
Süryani Ortodoks Kilisesi, İstanbul Metropoliti (1954-). Bu kilise hiyerarşisi içinde unvanı Mor Filiksinos'tur.
1954 yılında Mardin’e bağlı önce midyatın nahiyesi olan daha sonra mardine bir olarn Kerboran da (Dargeçit) doğdu. İlköğretimini kerboran da bitirdikten sonra Kilise öğretisine ilgi duymaya başlayarak Süryanice ve teoloji ilk öğretimini kerboran ruhanisi şimdi Göteborg da bulunan horiepiskopos Fetrus At’dan aldı. Süryanice ve teoloji öğrenimini takiben Mor İyvennis Afrem Bilgiç yönetimindeki müdürlüğünü daha sonra orta aAvrupa Metropoliti olan (Mor Yuliyos) Yeşu Çiçek’in yürüttüğü Mor Gabriyel (Deyrulumur) manastırına gider. Manastırda çok sıkı bir çalışma temposuna girer ve kısa bir sürede etrafındakilerin dikkatini çeker.Manastırda Süryanice Arapça Teoloji ve tarih eğitimi eğitimi alan bu arada aynı konularda ders vererek eğitim kadrosuna katılan, bununla birlikte Çalışmalarını ekseriyetle teoloji üzerine yoğunlaştırarak deneyimini artıran Mor Filiksinos, Mor Afrem Bilgiç tarafından 1971’de Rahip "Şarvoyo" rütbesine yükseltilir. Bu unvanla, eğitim ve öğretim dallarında hizmet vermeye devam eden Mor Filüksinos 1977 yılında da Yine Mor İYvennis Afrem Bilgiç tarafından "kahinlik" sıfatı ile takdis edilir. Günden güne yükselen çalışma grafiği sonucunda 1983 yılında Süryani Ortodoks Genel Patriği Moran Mor İğnatıyos I. Zekka Ayvaz tarafından Şam’a çağrılır. Bu kentteki Mor Efrem Teoloji Fakültesi’ne giden Mor Filiksinos, üç yıl süren teoloji eğitiminin. Okulunu başarıyla bitirir ve tüm bu dallardan birer diploma alır.
Hemen ardından eğitim gördüğü teoloji okulunun idareciliğine atanır. İstanbul Süryani Cemaati’nin isteği ve dönemin yönetim kurulunun oybirliği ile Patrik Hazretleri Moran Mor İğnatiyos I. Zakka Ayvaza baş vurularak Kendisini İstanbul metropoliti olarak tekdis etmesi istenir. Bunun üzerine 28 Eylül 1986 tarihinde Patrik Moran Mor Iğnatiyos I. Zekka Ayvaz tarafından Şam Süryani Ortodoks Patriklik merkezimizde Mor Filüksinos Ruhani ismini alarak İStanbuMetl ve Ankara metropoliti ismi ile metropolit takdis edilir. Süryanice Türkçe Arapça, Doğu ve Batı Halk Süryanicesi ile İngilizce bilen Mor Filüksinos bununla birlikte tüm bu dillerde yazılı ve sözlü simültane çeviri yapabilen mükemmel bir hatiptir. Bununla birlikte katıldığı çok sayıdaki dini şura, konferans ve toplantıda yayınladığı tebliğ ve konuşmalarının yanı sıra Başta İstanbul metroplitliği yayınorganı Reyono dergisinde yayınlanmaya başlayan çok sayıda ruhani vaazı ve teolojik makalesi de bulunmaktadır. Mor Filuksinos’un Diyarbakır ve İstanbul horiepiskoposu merhum Aziz Günel ‘in yaşamı gibi çok sayıda halen Yayınlamamış makalesi de bulunmaktadır.Mor Filiksinos’un Şam’da bulunduğu süre içinde Kilise atalarına, öğrenim gördüğü ilahiyat okuluna ve Patrik hazretlerine ithaf ettiği Süryanice şiirleri zaman zaman Patriklik mecmuasında yayınlanmıştır. Ayrıca Süryanice’den Türkçe’ye çevirdiği "Azizlerin Yaşam Öyküleri" isimli çalışmaları mevcuttur.