| DARGEÇİT TARİHİ |
|
Osmanlı Arşivlerinde Kerboran İzlerini incele Kerboran ve Köylerinin İsimlerinin Değiştirilmesi ile İlgili Araştırma incele Dargeçitlinin tarihi... ARABİ AŞİRETİNİN TARİHÇESİ Yaşamı için tıkla Gera Cafer dediğimiz yerde uzun bir süre ikamet eden aile geçimlerini yakın çevrelerdeki insanların tarlalarında ırgatlık ve çobanlıkla yapmışlardır. İkinci bir rivayete göre de Abdullah Haşemi Aşireti kavgalarından değil sadece kendisinin de katıldığı bir ticaret kervanıyla bölgeye gelmiş ve daha sonra burada kalmıştır. Nejat Göyünc'ün XVI. Yüzyılda Mardin Sancağı adlı kitabında, Mardin'in Diyarbekir-Musul ve Halep-Musul (İpek Yolu) yolları üzerinde bulunuşu sebebi ile buradan gelip geçen kervanların çok önemli bir rol oynadıkları Mardin'e ait kanunnamelerden, Mardin Naibi Ahmed'in 1654 tarihli arzından ve Mardin'e ait Seyahatnamelerdeki bilgilerden anlaşılmaktadır.Abdullah Haşemi'nin geliş şekli nasıl olursa olsun daha sonra zuhur eden hadiseler aynıdır. Gera Cafer (Caferin diyarı) de hastalanan ve burada ölen Cafer, geriye oğlu ve karısını bırakmıştır. Muhammed Arab adındaki küçük çocuk annesiyle birlikte çevre köylerin ırgatlığını yapmıştır. Muhammed Arab biraz büyüdükten sonra annesini kaybetmiştir.Muhammed Arab kısa bir süre sonra Baskıla Kıvır (Kısmetli Köy) de ikamet eden ve büyük topraklara sahip olan, ayrıca geniş hayvan sürüleri olan Yekan'nin yanında çobanlık yapmaya başlar. Çevredeki toprakların büyük bir kısmına ve geniş hayvan sürülerine sahip olan Yekan çevrede itibar edilen bir kişiydi. Yekan'nın hayvanlarını güden Muhammed Arab'ın kısa sürede Yekan'nın kızıyla dedikodusu yayılır. Yekan, bu durumu duyunca itibarının zedelendiğini düşünür ve çok kızar.Yekan kızmakla birlikte bunun sadece dedikoduda olabileceğini düşünür ve bu yüzden önce durumun açığa kavuşturulmasını ister. Bunun için iki oğlunu görevlendirir.Yekan'nın Güllü adlı kızı çok güzel olup çokta çalışkan bir kızdı. Babasının büyük sürülerinden o sorumlu tutulur ve bu hayvanların çoğunu o takip ederdi. Muhammed Arabi'nin de çoban olması onların birlikte görünmelerini kolaylaştırıyordu. Kardeşlerini takibe koyulan ağabeyler, bir gün Muhammed Arabi'nin çobanlığını yaptığı sürüyü ziyarete giden Güllü'nün peşine takılır. Güllü ve Muhammed Arabinin sadece sürü hakkında konuştuklarını duyan Ağabeyler ayrıca ikisinin de Ağabey-Kardeş olarak birbirine hitap ettiğini duyarlar. Bu durumu babalarına duyuran Yekan'nın çocukları babalarının rahat bir nefes almalarını sağlamışalardır. Yekan eğer dedikodu doğru çıksaydı. İkisini de öldüreceğini söylemişti. Yekan bir süre sonra kızı Güllü ile Muhammed Arabi'yi evlendirir. Evlendikten iki yıl sonra Yekan'nın hizmetinde çalışan Arabi Yekan'a artık kendi başına yaşayacağını açıklar. Yekan bu duruma üzülmekle birlikte Arabi'nin bu fikrine saygı duyar ve kabul eder. Bununla birlikte Yekan, her sene zekatta ayırdığı hayvanları da damadı Arabi'ye verir. Bunun sonucun da Arabi'nin de küçük bir sürüsü olmuştur. Ayrıca daha sonra Berha Gülike (Güllü'nin Diyarı) olarak isimlendirilecek olan verimli arazileri de kızına çeyiz olarak verir. Bununla Arabi'nin sürüsünü otlatacak otlakları da olmuştur ve sürüsü kısa sürede büyümüştür. Ayrıca bu topraklarda Zirai faaliyetlerde yapar. Bu bölge Kerboran (Dargeçit ilçesi), Halila (kılavuz köyü), Baskıla Kevir (Kısmetli Köyü)'ın tam ortasında yer alır. Muhammed Arabi burada yaklaşık olarak beş sene kalır. Bu süre içinde iki erkek çocuk sahibi olmuştur. Bu beş sene içinde sürüsü de büyümüş ve mevcut arazi artık onu otlatmakta yetersiz kalmıştır. Bu durum Yekan'e izah eden Arabi Yekan'dan eğer mümkünse biraz daha otlak vermesini istemiştir. Damadını seven Yekan onu kıramamış ve toprakları arasında en önemli bölgelerden biri olan "Şatıra" (Kılavuz ve Dargeçit arasında bir bölge)'yı vermiştir. Şatıra doğal mağaraları ve su kuyuları bulunan bir bölgedir. Hayvanların barındırılma ihtiyacı bu doğal mağaralardan karşılanırken, yazın hayvanların su ihtiyacı da buradaki kuyulardan karşılanmış olacağı için sürünün kısa sürede daha da büyümesi ve verim elde edilmesi sonucu ortaya çıkacaktı. Bu yüzden Şatıra'nın, Arabilerin hayatında ki yeri çok önemlidir. Muhammed Arabi, ailesini ve sürülerini yanına alarak Şatıra'ya yerleşti. Arabi burada dört erkek çocuğa ve bir kız çocuğa sahip olup çocukların altısı erkek biri kız olmak üzere sekiz tane olmuştur. Erkek çocukların isimlerini Halil, Cafer, Hıdır, Göhreş, Mıco, Şefer, Kasım ve Şirin koymuştur. Çocukları da kendisi gibi hayvancılıkla ve tarımla uğraşmış ve sürülerini daha da büyütmüşlerdir. Arabîlerin üyeleri Şatıra da kendi işleriyle uğraşırken, Şatıra'ya yakın bir yer olan Arba'da (Ala köy) zalim ve tanrı tanımaz bir kişiliğe sahip olan eşkıyalıkla hayatını sürdüren, milletin toprağına ve ırzına göz koyan Mire Hurusa adında bir kişi Muhammed Arabî'nin kızına göz koymuş ve ona, birkaç gün içinde kızın Arba'da ki kasrına getirilmesini söylemiştir. Arba (Ala köy)'da kendisine büyük bir kasır inşa ettiren Mire Hurusa'nın emrinde onlarca insan yaşıyordu. Bölgedeki herkes onu eşkıyalığa ve ırz düşmanlığıyla bilir ve ondan çok korkardı. Kızını çok seven Muhammed Arabi durumu çocuklarına açmadan çözüm yolu aramış fakat daha sonra bir çözüm bulamayınca hadiseyi erkek çocuklarına anlatmıştır. Bu duruma çok kızan Arabi'nin çocukları hemen ne yapabileceklerini düşünmüşler. En sonunda fikri en küçükleri olan Mıco vermiştir. Mıco'nun planına göre kardeşlerden biri kadın kıyafetleri giyerek Mire Hurusa'ya takdim edilecekti. Bu şekilde Mire Hurusa öldürülecekti. Yoksa başka bir şekilde baş etmeleri olanaksızdı. Çünkü Mire Hurusa'nın çevresinde onlarca adamı vardı. Planı, babaları olan Muhammed Arabiye'de açarlar. Arabi'de planın uygulanmasını ister. Bu iş için kılık değiştirecek olan kişi en küçük kardeş Mıco olacaktır. Mıco en küçükleri olmasına rağmen cesaretli ve gözü pek bir insandı. Dönemin kadın kıyafetleri çok kapalı olduğundan onları giyen kişinin hemen hemen hiçbir yeri çıplak kalmıyordu. Bu durum kıyafeti giyenin kız mı erkek mi olduğunu saklıyordu. Böylece planın uygulanması da kolaylaşıyordu. Mıco, kadın kıyafetlerine bürünüp Mire Hurusa'nın kasrına girdiğinde ağabeyleri de kasrın yakınlarında bir yerde karsı gözleyeceklerdi. Bu planın yapıldığı gecenin sabahında, Mıco, kadın kıyafetleri giyerek ağabeyleri ile birlikte yola koyulur. Öyleye doğru Arba'ya varırlar. Mire Hurusa'nın adamları tarafından Kasrın kapısına kadar götürülürler. Daha sonra ise Kasrın içine sadece kadın kıyafetine bürünmüş olan Mıco götürülür, içeride Mire Hurusa, bizzat Mıco'yu karşılar ve onu odasına götürür. İşte tam da o anda Mıco daha önceden hazırladığı hançeriyle Mira Hurusa'nın sırtında ve vücudunun değişik yerlerinde yaralar açar. Neye uğradığını bilemeyen Mire Hurusa orada yere yığılır ve ölür. Onun ölümünden emin olan Mıco dışarı çıkıp bağırarak Mire Hurusa'yı öldürdüğünü ve artık zulmün bittiğini açıklar. Zaten zulümden canı sıkılmış olan çevre insanları Mıco'yu takdir ederler. Mıco'ya karşı Hurusa'nın adamlarından hiçbiri harekete geçmemiştir. Çünkü bunlarda Mire Hurusa'nın zulmünden sıkılmıştı artık. Bu insanlarda Mıco'nun yanında yer alacaklardı. Mıco bu hadise sonucunda Hurusa'nın bütün topraklarına ve sürülerine de sahip olmuştur. Hurusa'nın bütün akrabalarını da bu bölgeden kovarak Hurusa'nın mal varlığına da el koymuştur. Bu hadise Mıco'nun ününü arttırmış ve çevresinde birçok insanın toplanmasını sağlamıştır. Gerek çevre köyler gerekse aşiretler onu ziyarete gelip teşekkürlerini sunmuşlardır. Bununla birlikte getirdikleri bununla birlikte getirdikleri değerli eşyaları ve hayvan sürülerini de takdim etmişlerdir. Böylece hem madden hem de manen Arabîler zenginleşmişlerdir. Bu olay neticesinde Arabîler bir aşiret olma yolunda en önemli adımı attılar. Çevrelerine toplanan insanlarla yoğun bir nüfusa sahip oldular. Bu geniş toprakların kontrol edilmesi için topraklar taksim edildi. Halil, Zıvınga Hauvta (daha sonra Halila diye anılacak. Bu gün ki Kılavuz Beldesi)'ya, Hıdır Sohruvaya, Göhreş İzar (Akça köy)'a, Cafer de Dicle nehrinin yakınında yer alan bir bölgeye gönderildi. Şeref Guvela'ya Kasım ise Bamert'e gönderildi. (Siirt civarında bulunan topraklardır.) Bunlar farklı bölgelerde olmakla beraber, genelde Dicle nehrine yakın olan yerlerdir. Bu topraklar, Dicle'den aldığı enerjiyle büyük bir verim sunuyorlardı. Topraklar taksim edilmekle birlikte kendilerine bir baş bir lider seçme düşüncesinde olan Arabîler yaptığı kahramanlığın bedeli olarak bu görevi Mıco'ya vermişlerdir. Böylece Mıco, Arabi aşiretinin seçilmiş lideri oluyordu. Günbegün nüfusları artmış ve değişik yerlerden insanlar onların topraklarında yaşamak ve çalışmak için onlara katılmışlardır. Bu durum onların kısa zamanda bölgenin en hatırı sayılır aşiretleri arasına girmesine olanak sağladı. Bu arada kardeşlerin hepsi evlenmiş ve çocuk sahibi olmuşlardır. Babaları Muhammed Arabi'de ölmüştür. Mıco'nun, Ali Remo adını verdiği çocuğu daha sonra aşiretin başına geçecektir. Ali Remo çocukken de çalışkan ve saygılı bir kişiliğe sahipti. Babasının benzeri bir kişiliği vardı. Ali Remo, dinine de çok düşkün bir insandı. Mıco yaşlandıktan sonra Aşiretin başına o geçti. Ali Remo Aşiret içindeki yaşlı insanların ve din bilgilerin büyük bir saygı duyar, yapacağı işlerde onların da görüşüne başvururdu. Halk onu çok sever ve sayardı. Evlendikten sonra Abdülkerim isminde bir çocuğa sahip olur. Aşiretin bütün halkı tarafından ve diğer çevre aşiretlerce saygı duyulan Ali Remo'nun bu çocuğu onu tam tersi özelliklere sahiptir. Kibirli, gelenek ve göreneklere saygısı olmayan Abdülkerim, aşiretin tebaası tarafından sevilmez ve yaptığı her hareketiyle Ali Remo'nun itibarına leke sürerdi. Zevk ve sefa düşkünü olan Abdül Kerim, ayrıca tanrıtanımaz bir insandı. Hatta bazen kendisini tanrı olarak ilan ederdi. İnsanlara zulüm etmekten adeta zevk duyardı. Düğününde altı kişiyi de öldürdüğü söylenir. Psikolojik sorunları olan Abdülkerim, bazen geceleri silahını eline alıp gökyüzüne ateş açardı. Böylece hem ayı hem de tanrıyı vurduğunu söylerdi. Yaşı iyice ilerleyen Ali Remo ne yarasa yapsın Abdülkerimi yola getirmemiş ve bundan dolayı büyük bir üzüntü duymuştur. Bu dönemde gerek Arabi aşireti içinde gerekse çevre Aşiretlerden Abdülkerim'in yaptıklarına büyük tepkiler gelmiştir. Abdül Kerim, çevresinde adeta bir kaos yaratmıştır. Bütün bunlar iyice yaşlanmış olan Ali Remonun sağlığını da olumsuz etkilemiştir. Her şeye rağmen dininin gereklerini yerine getiren Ali Remo artık Hacca gideceğini söylemiş ve Hacca gitmeden önce aşiretin ileri gelenlerini bir araya getirmiş bunlarla sohbet etmiş ve eğer Hacdan dönemezse Aşiret başına kimin getirilebileceği konusunda aşiretin ileri gelenlerinden fikirler istemiştir. Bu durum aşiretin içinde katı bir hiyerarşi olmadığını gösterir. Aşiretin ileri gelenleriyle bir bir vedalaşan Ali Remo hepsinin hayır dualarını istemiş ve haklarını helal etmelerini dilemiştir. Bunun yanında Aşiret önde gelenlerinden bir dilekte bulunmuştur. Bir dua edeceğini söyleyen Ali Remo herkesin samimi bir şekilde bu duaya "amin" demesini istemiştir. Her zaman için ona güvenen ve onu sayan Arabiler duaya hemen amin demişlerdir. Ali Remo'nun duası ise kutsal topraklarda ölmek istemesiyle ilgilidir. Aşiret önde gelenleri göz yaşları içinde duaya amin demişleridir. Coşkulu bir kalabalık onu uğurlamaya gelir. Büyük kazanlarda yemekler pişirilir ve fakirlere dağıtılır. Yanına aldığı birkaç kişiyle Hac yoluna koyulan Ali Remo'nun birkaç hafta sonra ölüm haberi gelir. Kutsal topraklarda defnedilir. Aşiret ölüm haberine çok üzülmüştür. Günlerce yas tutulmuştur. Ayrıca onlarca hayvan kesilerek fakirlere dağıtılmıştır. 1- Arabî Aşiretinin Kısa Tarihçesi 1-1-Arabi Aşiretinin Kerboran (Dargeçit)'a Gelişi: Arabi aşiretinin Kerboran (Dargeçit)'a geliş serüveni şöyle gerçekleşmiştir: Kerboran'a en yakın aşiretlerden olan Alıkiler güçlü bir aşiret olup bazen olamadık durumlarda huzursuzluklar çıkarabiliyorlardı. Alıkiler, bu güçlerini genelde Kerboran'da bulunan Süryanilerin hayvanlarına ve topraklarına tecavüz etme yolunda kullanıyorlar ve Süryanilerin huzurunu bozuyorlardı. Süryanilerde güçlü olmalarına rağmen fazla bir şey yapamıyorlar ve sadece kendilerini savunmaya çalışıyorlardı. Zamanla Alıkilerle baş edemeyeceğini anlayan Süryaniler toplanıp bu durumun nasıl çözülebileceğini tartışmışlardır. Nejat Göyünç'te XVI.yy. Mardin sancağı adlı eserinde buralarda bulunan Süryanilerden bahseder ve onların Ermenilerden ayrı bir ırk olduklarını söyler. Alıkiler'e karşı nasıl bir yol izleyebileceklerini tartışan Süryaniler ortak bir görüşe varmışlardır. Arabî Aşiretinin ününü duyan Kerboran Süryanileri ortak bir görüşe varmışlardır. Arabi Aşiretinin ününü duyan Kerboran Süryanileri Arabi aşiretinin bir bölümünü Kerboran'a getirerek onları Alıkiler'e karşı kullanacaktılar. Süryanilerden bir heyet kısa sürede toplanıp çelık (Çelik)'te bulunan Arabi aşiretini ziyaret ederler ve onlara arzularını açarlar. Süryaniler Arabilerin buraya gelişlerini sağlamak için onlara değerli araziler vermiştir. Sere Kahniye (Su Başı) diye bilinen yerdeki su ve toprakları da Arabi aşiretine vermişlerdir. Bu topraklar çok verimli olup geniş bahçelere sahip olan bir sahaydı. ayrıca burada bulunan değirmeni de arabi aşiretine verilmiştir. Bu değirmen o dönemin en büyük değirmenleri arasında yer almış ve daha sonra Arabilerin Kerboran'daki güçlerini arttırmıştır. Bunların yanında aşiretin reisi için Kerboran'da bir kasır yapılmıştır. Aşiretin başına Ali Remo'nun yeğeni olan Kasım'ın oğlu Mustafa bulunmaktadır. Kasır kısa sürede yapılmış ve aşiretin bir takım üyeleri kasra hemen yerleşmişlerdir. Bu kasır büyük olup o günün şartlarında en iyilerindendir. Arabiler, zamanla Kerboran (Dargeçit)'a doğru hareket etmiş ve kısa sürede hatırı sayılır bir alan işgal etmişlerdir. Arabi'lerin Kerboran (Dargeçit)'a gelişleri kısa sürede buranın değişmesine ve gelişmesini sağladı. Arabiler, Süryanileri korumayı başarılı bir şekilde uyguladılar. Bu zaman zarfında Süryanilere kimse karışmamıştır. Süryaniler ile Arabiler kısa sürede kaynaşmışlardır. Aynı otlaklarda hayvanlarını otlatan bu insanlar yeri geldiğinde birbirlerine kız verdiler. Birbirlerini sık sık ziyaret ettiler. Farklı inançlarda olmalarına rağmen bir birlerinin bayramlarına gittiler ve birbirlerinin kutsal günlerini kutladılar. Bu durum böylece uzun süre devam etti. 1-2-Arabi Aşiretinin Dersim Olayındaki Yeri: 1-3-Arabi Aşiretinin Ailelere Bölünüşü: 3-Aşiretin Ekonomik Yapısı: Arabi Aşiretinin Kültürel Yapısı için Tıklayınız... |