YAZARLARIMIZ

Süleyman Kılıç
suleymankilic-@hotmail.c
Yazılarını Oku

Sadık Aksoy
umut-emek@hotmail.com
Yazılarını Oku

Zilan Cebe
zilan.c@web.de
Yazılarını Oku

M.Selim Çiçek
meselci@hotmail.com
Yazılarını Oku

Ferah Kurt
ferahdelal@gmail.com
Yazılarını Oku

Nimetullah Akbacı
namo47@hotmail.com
Yazılarını Oku
                        İKİ MİZGİN BİR BARIŞ (17.09.2006)
       Yürek dayanmıyor bu küçücük yüreklerin susmasına, susturulmasına. Bu küçük yüreklerin durduğunu duymak Yılmaz Erdoğan' ın mektubunda dediği gibi, bu ateşi durduracak her kimse önlerinde eğilmek istiyor insan. Bu ateş sönmeli, "Ateş düştüğü yeri yakar" derler, benim de iki kızımdan birinin adı Mizgin ve o ateş benim yüreğimin kenarını yaktı. Belki kızımın adının Mizgin olması daha çok acılarını hissetmeme neden oldu ama değil.
Can Dündar 16.09.2006 tarihli Milliyetteki köşesinde şöyle diyor Mizginler için: "Mizgin Özbek 9 yaşındaydı. Batman'ın Balbaşı köyünde yaşıyordu. 5 Eylül Salı günü Batman'dan okul ihtiyaçlarını almak üzere abisinin kullandığı Renault ile yola çıktı. Böbrek hastası olan annesi de şehirde doktora görünecekti. Batman'a giderlerken yolda aldıkları silahlı iki kişinin askerlerle 3-4 dakika süren çatışmadan sonra araçtan çıkarıldıklarında annenin vücudunda 3 kurşun vardı. Mizgin ise ölmüştü. Pazartesi okula gidecek olan Mizgin, koltuğuna oturan tanımadığı 2 adamın kaderine ortak olmuştu.
Onun acısı dinmeden, bir başka Mizgin 'in, 13 yaşındaki Mizgin Demir'in ölüm haberi geldi bölgeden. O da Diyarbakır Bağlar' daki bir patlamada, annesi ve 3 kardeşiyle birlikte can vermişti. Basından okuduğumuz kadarıyla: 8 yaşında lösemiye yakalanmıştı Mizgin... Ama tedaviye verecek para nerede? Babası Ankara'da bir barda davul çalarak eve para yollamaya çalışıyordu. Büyük ağabeyi çocuk yaşta baba olmuş, sabah derse, öğleden sonra tamirciye gidiyordu. Mizgin' in 4 küçüğü daha vardı; en ufağı 11 aylık... Saçları dökülmüştü. İşte o zor anda devreye LÖSEV girmiş, Mizgin' in tedavisini üstlenmişti. Tedavi sonucu 4 ay önce saçları yeniden çıkmaya başlamıştı küçük kızın... 10 gün önce yeni bir eve taşındılar. Yoksulluk ve hastalıkla geçen 13 yıldan sonra yeni bir hayat başlayacaktı. Zulüm, yol vermedi. Evde telefon olmadığından Ankara'daki babaya ancak jetonlu telefondan verebildiler acılı haberi: Karısı ile 4 çocuğunu kaybeden babanın Diyarbakır'a dönecek parası yoktu cebinde... Akrabadan toplanan parayla geldiğinde çocuklarının cenazesi kalkmıştı bile... O cehennemden sağ kurtulan oğlu Barış'a koştu hemen... Onun da yüzde 70 sakat kalacağını öğrendi.Barış sakatlanmıştı Diyarbakır'da... Kan kanserini yenen Mizgin' se yenilmişti.
Mizgin, "müjde" demekmiş. Son 10 günde 2 Mizgin 'in yaşadığı 2 felaket, Güneydoğu'da müjdelere hâlâ ne kadar uzak olduğumuzu hatırlattı bize... Sakatlanan Barış'ı yaşatmak için, Kürdüyle Türküyle el ele vermenin tam zamanıdır şimdi." İşte böyle diyor Ülkemizin en duyanlı yazarlarından Can Dündar. Bu yazının altına ismimin yazılmasını istemiyorum. Çünkü duygular benim olsa da, yazının çoğu Can Dündar'ın kalemindendir.
Mizginlerin o küçücük yüreklerinin susması umarım Barış'ı yaşatmaya yardımcı olur.